|
28 Ekim 2009, Çarşamba
saat: 13:40
uzun zaman uyuyamadım akşam.anacığımı düşündüm döndüm durdum. kardeşcaazlarımı düşündüm dolandım. çocuklarımı düşündüm kalktım sonra dayanamayıp yine yattım. işi düşündüm. uyuduğumda ikibuçuk gibiydi. geleceği, geçmişi düşündüm. uyandığımda beşbuçuk. sonraki uyuma ise sekizle dokuz arasındaydı. son bir saatlik uyku süresince uyumuyormuş gibiydim. bütün düşündüklerimin hepsi birleşmişler bana bir rüyayı gerçekmiş gibi yaşatıyordu. karmakarışık ve doğru düzgün hatırlayamıyordum. en sonunda bir aynaya bakarak çenemin hemen dibinde biten kocaman (kollarımı açtım o kadar işte) bir sivilceyi sıktım ve rahatladım. hepsi bu muymuş dedim. bütün sıkıntım bu sivilceymiş meğer. rahatladım. işin garibi ve güzeli uyandığımda da bu rahatlık hissi vardı üzerimde. o yüzden rüyayı gerçek sanma hissi uzun süre devam etti. bazılarına çok kızgınım bu aralar. ulan bu cümleyi ne kadar çok kuruyorum bu ara. kızgınım. haksız değilim ama. durmadan aynı çukura düşenlere (ben de olabilirim) kızgınım. göz göre göre oynanan oyunlara kananlara kızgınım. bile bile lades diyen sevdiklerime hepten kızgınım. en fazla birkaç aylık bir sefanın acı acı s.ması olacak, bunu bilmelerine rağmen, bunu göze alarak... neyse işte. kızgınım. bu kadar. | ||
|
|
||