|
28 Ekim 2009, Çarşamba
saat: 17:39
yedi tane daha (bana üç, ona dört olmak üzere) bira aldık eve giden yolda. cips de aldık. aslında ben cipssiz de içerim ama o içmez. sonra parayı ödedik, tam çıkarken, hep uğradığım o bakkalın sahibi, "bi' şey söylemek istiyorum" dedi, "ikinizin de gözlerinin içi gülüyor, ne kadar güzel." şaşırdık biz, gülümseyip "öyle mi? teşekkürler." dedim ben. "böyle insanlara pek sık rastlamıyorum artık." dedi o da gülümseyerek. "çok teşekkürler" dedim iyiden iyiye sırıtarak. iyi akşamlar dileyip çıktık. gülümseye gülümseye de eve döndük. büyükanneme gelince, bence artık iyileşemeyecek. zaten pek de yaşıyor denemez bu halde ona. doktor artık yutkunma yetisini bile kaybettiğini, o nedenle hiç bir şey yiyip içmemesi gerektiğini söyledi. ananem çok üzgündü. ama dün gözünü açmış ve teyzemin elini sıkmış büyükannem. rahatladılar. bense rahatlamalarını istemiyorum. çünkü büyükannem yıllardır alzheimer, on yıl öncesinde sahip olduğu kilonun yarısına sahip şu an. ve bence çok geçmeden ölüm haberini alacağız. bu halde yaşamaya devam etmesinin ölümden pek farkı olduğunu zannetmiyorum. aklı başında olsa ve tercih şansı olsa yaşamayı tercih edeceğini de düşünmüyorum. öyle bekliyoruz işte. | ||
|
|
||