31 Ekim 2009, Cumartesi
saat: 04:07



aksak giden ruhumuzun ritmidir fırtına.
hey gidinin fırtınaları yıkıcıdır dar kapsamda..
yaklaşırken büyüklerine bahsederiz kayıplardan hep.
uzaktır bize kayıplar, uzaktır yıkımlar.. sanılan odur, ki sanarız herşeyi..
hüzün verir yağmur, çıkarırız maskeleri yeri gelir...

al işte senindir der bu toprak, sulandır ve iç kana kana der fırtına.. kal biraz daha der toprak.
suyun toprağa uzaklığı kadardır yaşam.
her yanımız toprak, her yanımız sudur aslında..
ritim başlar fırtınayla.. müzik gelir sonra.. danseder yağmur.. toprak eşlik eder.
dinmeye yakın fırtına, toprak son orgazmlarını yaşar ve akışına bırakır hayatı..
yeni bir doğum beklemektedir artık toprağı.
kendini korur, güven verir toprak.. yeşerir usulca, sonra fışkırır hayat..
güneşi bekler, besler..
herşeyi tekrar oluşturmak için, su huzuru bulur toprakta dinince fırtına..
en kutsal, en derine iner su..
coşar, akar, diner.. doyarlar birbirine..

ölür birgün yaşam ve yaşayanlar.. kızgındır güneş, hırçındır rüzgar.. kayar gider hayat, uçar gökyüzüne.. hiç olmadığı kadar hafiftir su.. gürül gürül fırtına olmak için en usul haliyle süzülür gökyüzüne.. bulut olur tekrar, tekrar, tekrar..
nereden gelir bu kızgınlık ki, düşer yıldırımlarla tekrar toprağa?!
doğmak için mi başka bir bedende??


fon: yağmur & karunesh

istanbul
hosting