01 Kasım 2009, Pazar
saat: 11:57


çift yorganlı yatağında döndü bir süre, nasıl da birden havalar bu kadar soğumuştu diye düşündü. elini sıcak ortamdan soğuğa çıkarırken cep telefonunun saatine bakmaktı amacı. çok geç yatmasına rağmen erken sayılacak bir saatte uyanması pek anlamlı değildi ama olsun o güne erken başlamayı sevenlerdendi. uykusunu alamadan kalktı sıcak yatağından ve mutfağa gitti. büyük beyaz kupanın içerisine attı papatya çayını, hazırladı ve sigarası ile keyiflenmeye başladı. evde herkes uyuyordu o ise uyuyamayacak kadar çok mesguldu düşünceleriyle. gece yatarken aklında oluşan bir şiir vardı aslında, yazacaktı. ama şiir nankör bir sevgili gibi sabahında terketmişti onu. çünkü ilgi istiyordu, kalkıp hemen dokunulmalıydı ona. bu düşüncelerden sıyrılıp sabahlığını cekistirerek odasına girdi. aslında ne uğruna uykusuz kalınacak bir adam ne de alması gereken bir karar vardı.
onu resmetti beyninde, nasıl da tanıdıktı son gördüğünde. çelişkiler ile doldu beyni.
onun yanına giderken hep aklından geçiyordu: bir başkası olsan sen şimdi, senin yerine o konuşsa, o erise senin omuzlarında, dudaklarında, sakallarında, orda yok olsa, ve sen ona dönüşsen. sen degil de bir baskası gülse dediklerime. bir başkası sorsa bana nasılsın diye. ama yine de o sen olsan aynı zamanda.
cümleler büyüyor, uzuyor, sarıyordu odayı. ellerini önünde kavuşturdu ve bırakıverdi kendini yatağa. uzun süredir okumadığı kitabına takıldı gözü. sonra makyaj masasında duran bebek mavisi farına. rengarenk, pazar yeri gibi, fularların asılı olduğu o askılara. hepsi ile uzun zamandır görüşmemiş hissetti kendini. onlar bir kenarda dursundu aslında. o kitap okumaya, mavi farı sürmeye ve puantiyeli fularını takmaya karar verdi birden. bu düşünceleri az öncekilerden çok daha önemliydi. hemen uygulanması gereken kararlardı. aslında, aslında onun farketmediği ama benim çok net gördüğüm bir şey vardı, ona söylemediğim. onun ihtiyacı olan şey o bebek mavisi fardı. o aslında kendini özlemişti bu koşturmacalarda, kitap okumalıydı acilen. hemen kendine sarılıp, kendini öpmeliydi. yine mutluluğun peşinde sarhoş bir kedi gibi dolaşmamalıydı aslında. biraz sussa, biraz daha sussa, biraz sessiz olsa.
yada ben bunları ona anlatabilsem..


not: aynaya yansıyanlar bunlardı bugün, ben yine izledim sadece.

istanbul
hosting