|
02 Kasım 2009, Pazartesi
saat: 01:02
Bir erkek ağlarsa eğer İçimde bir çok şey seni bekliyor bir yanım kapalı öbür yanım gar kapısı kilitliyim bedenimede limitsizim kanayan yaralarıma inat izinsizim. toprak kaybediyorum sanki oturduğum yerden daraldığım belli tutuyorum gözlerimde gidişe meyilli bir şeyleri gözlerime vurmasın diye yas susuyorum ama şunuda çok iyi biliyorum; bir erkek ağlarsa eğer o şehirde göç başlar yangın yeri olur yürekler gemiler karaya,gece beyaza çekilir ön yargılar yerle bir olur tanrı bile kahırlanır o susar aşk konuşur hüzünün sırça gibi sardığı beden parça parca dağılır tüm insanlık bedenine tamah eder saatlar o sırada kime çeyrek var kimi çeyrek geciyor artık bir önemi yoktur arabesk bir ses,tüm içtenliği ile mahalle aralarında yana yakıla dövünsede ilk damla toprağa düşmüş mertlik namına leke sürülmüştür aşka giden çoktan gitmiştir karşılıksız bir giriş gelişme sonuç yaşanmıştır gidenemi aittir o yaşlar yoksa kalanınmı içinde bişeyler taşmıştır bilinmez erkeklikte beden ikiye ayrılmıştır; ya seversin ya ölürsün tam ortasındadır gelip geçenler yol çizgisi gibi kesik kesiktir içi vurulup,yol kenarına atılan köpek bedenidir yası çok tutulmaz ismi zihin bulandırmaz gayri meşrudur insan,erkek,beden sıradandır herkes,herşey ve o an renk körüdür erkek bedene hızla çarpan kuş sürüsü gibi ölüm yakındır kanatları açılmışken,tanrının avuçlarına doğru bırakır kendini... ________________ gözlerim dolu yine -hınça hınç hemde erkeklik genetiktir ağmak kabul görmez onda | ||
|
|
||