|
03 Kasım 2009, Salı
saat: 00:44
uçağı beklerlen kendime zor hakim oldum karşımdaki kadına girişmemek için. uçak rötar yapınca yarım saatten fazla bi süre beklemek zorunda kaldık. hatun kişi bu esnada sürekli telefonla konuştu. birini kapatıp sonra hemen başkasını arıyor, o arada bi başkası diğer telefonundan arıyor, ona cevap verip diğerini kapatıyor, hiç durmadan konuştu bu yoğunlukta. öyle iş güç telefonları değil, sağolsun herşeyi gayet net duyduğum için bilebiliyorum. sonra bi süre kitap okur gibi yaptı. ama kurtlu sürekli hareket ediyor, bişeyler yapıyor. bi baktım sayfaları da atlaya atlaya gidiyor. sonra kurtarıcı sesi duydu ve yine telefon çaldı, okuma işkencesinden kurtuldu. gel gör ki bu sefer benim işkencem başladı. konuşurken ayağını "tap tap tap" şeklinde gayet tekdüze olarak yere vurmaya başladı. gözünün içine bakıyorum dursun diye ama tık yok ! oooof of ! sonra çok korktum uçakta da yanıma düşer diye ama yırttım. yolculuk garipti. yani bişey olmadı da dışarıdaki görüntü doğaüstüydü sanki! o an ölsem mutlu ölürdüm gibi geldi. hatta bi an yazmayı düşündüm defterime. belki sonra uçağın kalıntıları içinde bulunur da annemler üzülmez diye peeeh. karanlık fonda bembeyaz bulutlar vardı. içlerinden her an bir sürü atla dört nala bir yunan tanrısı çıkıverecek gibiydi. sonra rüya bitti tabi :) evdeyim, yine istanbul'da ve garip bi şekilde burdaki ev izmir'den bin kat daha sıcak :) çantamdaki kivi, tulum peyniri, çeşitli poğaça - börek, hıyar, marul, roka ve erişte kavanozunu çıkarıp yatarım birazdan :P valla yarısı sipariş. en azından açıp bunlar da ne diyen olmadı. yoksa taze fasulye olayına dönerdi durum :) bugün şarkı yok uyku var ! | ||
|
|
||