03 Kasım 2009, Salı
saat: 02:01


"şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum." dedi.
"bu eksiklik sana değil, bana ait...bende inanmak noksanmış... beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanmadığım için sana aşık olmadığı zannediyormuşum... bunu şimdi anlıyorum. demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar.... ama şimdi inanıyorum... sen beni inandırdın. seni seviyorum. deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum... seni istiyorum...içimde müthiş bir arzu var... bir iyi olsam!"

Ve işte kendime itirafım böyle oldu,
onun bana hediye ettiği bir kitapla,
sabahattin ali'nin bu cümleleri ile.
her şeyden öte aramızdaki o hissiyata saygı duyuyorum,
o kadar tarifsiz bir duygu ki,
ne zaman yazmaya kalksam,
anlatmaya çalışsam
tıkanıp kalıyorum.
ondan uzak kaldığım bu sürede
yavaş yavaş beni kendine aşık edişini izledim,
dünyanın en kıymetli varlığıymışım gibi sahiplendi beni.
benim soruyu yaşamam gereken anlarda
cevapları zaten biliyor olmasına rağmen,
benden sıkılmadan bekledi beni.
Buraya gelmeden bir defter hediye etmişti bana,
kırmızı kaplı,
'belki tüm zamanında var olamıyorum, sürekli yanında bulunamıyorum ama bu defter sayesinde en öenmli anlarında yanında olmayı umuyorum,
üzüntü ya da sevinçlerinin izdüşümü olmayı dileyeceğim senden çok uzakta' diyerek.
bu defteri her elime alışımda,
onunla konuşmuyormuşsun gibi hissettim
ve ona dair bir yolculuğa çıktım her sayfasında.
onunla beraber yolumu buldum.
her anı bir ömür gibi yaşayabileceğim,
hayata gönül gözü ile bakabileceğim ve
hayatın bize sunmuş olduğu her nimete beraber şükredebileceğim,
en önemlisi 'aşk'ı yaşayabileceğim bir dost, bir sevgili, bir hayat arkadaşı buldum defterin son sayfasında.
Ve bir alıntı ile bitirdim defterimi;
"En güzeli, onunla birlikte olunca
o olmayan her şeyi küçümsemem,
onun da ben olmayan her şeyi küçümsemesi"
...









istanbul
hosting