|
03 Kasım 2009, Salı
saat: 10:30
sonunda parıltılı bir ankara sabahı fakat ne çare. gece yatarken çektiğim güneşlikler her şeyi örtüvermişlerdi. o yüzden gri bir güne uyandığımı düşünerek neredeyse battaniyeme sarınık bir şekilde duşun yolunu tuttum. gece aç aç uyumuş olduğumdan sanırım saçma sapan vampirli filan rüyalar gördüm bir uyandım bir uyudum sabah uyandığımda da sanki hiç uyumamış gibi yorgundum. duşta da ısınana kadar baya uğraştım. ya da bayağı uğraştım. ama farketmez. çünkü ısınana kadar ebem mikildi. titredim filan suyun altında neyse ki sonra sonra kendime geldim kafamı şampuanladım ve sabunlandım. çıktığımda artık dünya başka bir yerdi. daha sıcak daha güzel kokan ve daha hoş sohbet. odaya girip güneşliği açtım. karşımdaki masmavi gökte ufacık ve bembeyaz bir balon gibi tombik bulut sanki bir karikatürdeki konuşma balonuymuş gibi kıkır kıkır duruyordu oracıkta. ona baktım karikatüre iman edenler topluluğunun uzun zamandır üyesi olmam hasebiyle ona şükranlarımı sundum ve hadi git artık oradan insanlara yaz ayındaymış hissi verip onları incecik giyinmeye ve bütün gün sefil olmaya iteceksin dedim. arkamı dönüp üzerimi giyinmeğe başladım sonra gözucumla bizim ufak bulutcuğa dönüp baktığımda gerçekten de gitmişti. böylelikle gökyüzü tam anlamıyla bir kış gökyüzüne dönüşmüştü. buz gibi sert ve parıl parıl bir mavi. bugün evden çıkmayacağım için tüm karikatürlere şükrettim ve onlara bildiğim bir kaç duadan birkaç bölüm okudum. şimdi de kahvaltı yapıp "ders" çalışacağım. ders çalışmak boktan bir sıfat tamlaması. belirtili tümleci de boktan. | ||
|
|
||