|
03 Kasım 2009, Salı
saat: 23:23
İşten eve dönerken 15 dakikalık yürüyüş yolunda ellerim siyah kabanımın cebindeydi... Sıcağı arıyordum.... Yeşil atkıyla sarıp sarmalamıştım kendimi... Kendimi...Nefesimi...Üşüyen burnumu...Belki de ruhumun üşüyen bi taraflarını.... Başımdaki siyah şapka uçuşan saçlarımı toparlamaya çalışıyordu...Belki de aklımın açuşan yanlarını.... Düşündüm... Ellerim cebimde soğukta yürürken düşündüm... Bir sevgilim yok.... Birinden hoşlanmıyorum... Ah keşke bu adam benden hoşlansa demiyorum:) Yada ne bilim keşke bu adamdan hoşlansaydım da:)))) (Bu aynen şuna benzedi..."Ya keşke karnım aç olsaydı da tanuni yiyebilseydim:))))))))" Yani kocaman yüreğimdeki kocaman sevgimi paylaştığım biri yok.. Yada sevgisini paylaşacağım ... Düşündüm... Eksikliğini ve hafifliğini! Evet... Mesela işten koşaradım sevgiliye gitmeyi özledim... Minik minik sürprizlerle sevinmeyi/sevindirmeyi... Vs..Vs... Hafifliğini hissediyorum... Yani şuan kimseyle bir bağım yok... İstediğim ilişkiyi seçme özgürlüğüm var... İstemediğimden kaçma özgürlüğüm.... ... Ve biliyorum herşeyi insan kendi yaratamaz! Hayat insana alternatifler hazırlar, sunar... Sen seçersin....Ve seçiminin sorumluluğunu alırsın... ... Hani Ahmet Telli diyordu ya "Her aşk bir ayrılık gizler... Ayrılıklarsa bir merhabanın sıcaklığını taşır kendisinde..." diye... Belki bir merhaba duyucam birilerinden... Belki de kimseye merhaba demicem... Belki de sıcacık bir merhabayla kocaman sorumluluklar alıcam... ... Ama Şimdi Merhabam sadece Geceye.... Biliy | ||
|
|
||