|
05 Kasım 2009, Perşembe
saat: 02:17
yagmurda yagdı simsekte caktı ilk pıt sesi duyuldu camda. fazla görülür birsey değildi bu anadolu kokan egenin yandan yemiş yerinde. bahar geldi sandım meğersem kış gelmiş gene baharı göremeden. sabahta kötü kalktım dudağımın kenarı yara olmustu. fazla başıma gelmemekle beraber sevmediğim birşey. güne kötü başlamamanın bahanesi olarak görmeme yeter birşey. ergen kız modunda hissettim kendimi güldüm ince bir pike aldım üstüme. sanki zamansız yerde götümden kan gelmişti. kızarıyorum utanıyorum işin ilgincide bunların hepsini tek başıma evde yapıyorum. bir tabak aldım biraz yogurt aldım elime. patates haşladım yogurdun icine koydum karıstırdım baharat koydum. üretkenligim sevindirdi beni. yaratıcılık diyemicem arkadasımın annesinden aldığım bir rakı mezesiydi. ishalde yapmaz demişti daha bir hoşuma gitti. kırmızı pancar suratlı 10larca alkoliğin arasından ustalıkla zulaladığım ufak rakımı koydum masaya. kendimde büyüyen, gelişen, kültürüne sımsıkı sarılan, tarhana kokulu, sırma anadolu delikanlısı tavırları gözlemlemeye başlamıştım bugünlerde. haklı çıkarırcasına tavırlardı bunlar. fasıl dinledim kendi kendime. hoşumada gitti. hatta bir an geçmişimi sorgular oldum ama yapmadım. alt nesile savaş açmakla aynı şey olacağı kanısına vardım. zamanı vardı. görmeliydi herkez. birkaç saçma fuzuli şeylerle oyalandım zamanımın değerini anlamak için. aslında uğraşmadan önce farkında değildim tabiki. 1 hafta olmuştu neredeyse yazmamıştım. boş bir haftanın belirtisi diyerek onuda koydum birkenara. son zamanlarda sürekli yaptığım şey. en basit cevapları yerine koymak. belkide daha yaşanabilir yapıyor. biraz deniyecem. beynimin kulunçları bitene kadar. | ||
|
|
||