05 Kasım 2009, Perşembe
saat: 13:11


gece uykuya dalışım soluğum kesilir gibiydi. bilincim kayarken, karanlığın içinde nefesimin durduğunu hissettikçe, derin bir nefes alarak panikle uyanıp duruyordum. bu bir süre daha devam ettikten sonra sanırım en sonunda umursamaktan vazgeçtim. son zamanların en uzun uykusunu uyudum. kütük gibi yatmışım, gece zeynep'le ceren'in konuşmasını bile duymamışım, sabaha kadar bütün gezi rotasını ve bilet işlerini halletmişler oysa. ergün'ün attığı mesajın sesiyle uyandım sabah; zizek geliyormuş, ama rezervasyon yaptırmak gerekiyormuş, o yaptırmış. kalktım baktım programa. muhtemelen birkaç gün içinde kapanır rezervasyon, mail atmadım ama ben. bu adamın bahsi geçince ufaktan sinir basıyor, ama sinir basmasının nedenlerini hatırlayınca aksi yönde tepki geliştirip geliştiremeyeceğimi ölçmek için üstüne gitmem gerektiğini düşünüyorum. neyse, bakalım.

hava bugün güzel. aslında kaç derece olduğuyla ilgili birşey bilmiyorum. gökyüzünün mavi olduğunu görüyorum sadece. bu benim için havanın güzel olduğu anlamına geliyor bir nevi. sabah uyanıp da güneşi görünce hemen dışarı çıkmak istedim aslında. ama zeynep'in pasaportu gelecekti, babam da bana aps'yle bir paket gönderecekti. zeynep'in kapı zilinin sesine uyanamayacağını bildiğim için onları bekledim. pasaportu geldiğinde uyandırmak zorunda kaldım gerçi, ödeme konusunda sıkıntı yaşayınca. sonra, kargo paketini açtı, pasaportunun vize sayfasına baktı, hah tamam doğru dedikten sonra salondaki kanepeye devrildi, o zamandan beri de orada uyuyor, aralarda uyanıp bana 'günaydınımsı' dedikten sonra yeniden uyuyor. biraz önce de benim paketim geldi. şimdiyse bütün günü yorganın altında uzanarak geçirmekle dışarı çıkmak arasında gidip geliyorum. dün akşam bir ara canım birşeyler okumak istiyordu çok, artık pek değil, ama belki üstelerim yine de.

mesaja cevap gelmiş. nasıl bir iş, yanına da cv falan diye. ben vazgeçtim diyesim geliyor, ama cevap yazarım herhalde.

istanbul
hosting