06 Kasım 2009, Cuma
saat: 16:43


"ses çıkmıyor artık; ne kürekten, ne yürekten..."

uzuuun zamandır herhangı bir saçmasalak dizinin bölüm sonu sahnesine hapsolmuş hissediyorum kendimi.kamera en yureklerı agza getırıcı vaziyette yüzüme zoom yapmış ve kalmışım öyle.jenerik akıp geçmiş yüzümün üstünden.sponsorlar,büro çalışanları ve şoförler dahil teşekkür edilmesi gereken her kişi,kurum yahut kuruluş yazılmış ve fakat yeni bölüm başlamıyor bir türlü.yüzümdeki hüsran,merak,kaygı kokteyli ifadeyle sıçtın mavisi bir fonun üzerinde arzı endam edıyorum ekranımda.

hayatım japon bir turistin yeni cami önünde çektiği bir fotoğrafmış da ben yoldan geçerken tesadüfen kadraja girmişim.ve bu histen bezdim artık.devlet buna bişey yapması lazım.

bütün bunlar yetmezmiş gibi kasım ayı maaş bordrolarını kontrol ettırme amacıyla ofisi istila eden, yüzleri maskeli bir grup domuz gribi muzdaribi mutemete ne buyrulur?

nane limon fincanımın arkasına sığınarak kendimi korumaya çalıştım lakın ne derece muvaffak olabildim bilemiyorum.

gıcırdayan kapılar için menteşelere bir mikktar sıvı yağ tatbik ederek istenmeyen gıcırtıları önleyebiliyorsak;gıcırdayan ruhlara ait menteşeleri alkolde marine edince sonuç ne olucak acaba? akşamı bekleyip göreceğiz.


beklerken de neriman altındağ tüfekçi dinliyoruz.

"ülker yıldızı niçin kalkmaz dumanın
dertli yıldız niçin gitmez ateşin, merakın"

ağlamıyorum günce,gözüme bordro kaçtı.











istanbul
hosting