|
08 Kasım 2009, Pazar
saat: 20:05
Bana göre biraz dolucasına bir haftasonu geçti. Villa dolucasına değildi, hareketine dolucasınaydı. Cumartesi öğleden sonra çıkıldı koçtaşa gidildi bakıldı, elektrik prizleri kapılara bantlar alındı bolca yüründü. Kitaplık fiyatlarına falan da baktık dolaştık. 3. Kez benle tanıştırdıkları bir kızla berabar subwayden sandviç yedik. Fiyatları oralara göre kabul edilebilir olsa da , 3-4 tl falan aşağı olsa daha normal olur . Zaten istanbulda her yer böyle lanet olsun. Ben subway melt mi ne yedim, parmesanlı? ekmekle falan. Fena değildi idareten doyurdu. Sonra kilolarımızı yağımızı boyumuzu ölçtük aletlerle. Ev arkadaşım bayağı ağır çıktı ve Beşiktaşa yürümeye karar verdi :D tam öyle olmadı da neyse işte. Benim boyumu 1.84 ölçtü alet, ben 82 biliyordum. Yağ oranım %7 imiş, kitle endeksim normal aralıktaymış falan filan. Ben de beşiktaşa yürüdüm. Hep beraber beşiktaşa yürüdük. Orada biz eski amfiyi televizyon- dizüstü bilgisayara bağlamak için bir kaç kablo alırken, 3.kez benle tanışan kız ile , ev arkadaşımın sevgilisi de pazara falan gitti. Onların işi uzun sürer diye karşıya geçip bauhausa da bir bakındık. Ben çok yorulup eve döndüm, arkadaşım ise taksime geri meyillendi. Kozyatağı carrefourdan 20 dakikada falan bizim eve yürünüyormuş onu öğrendim yürüdüm geldim... Pazar: Sabah 8.30 gibi kalkıp 112 ile taksime gittik, sırada biraz bekledikten sonra 10daki tüyap servisi ile kitap fuarındaydık. Ben kendime buzyeli vadisi 3 lemesini aldım bir de wolverine çizgi roman, arkadaşımda 4-5 kitap aldı. Unicefli Greenpeace li gönüllülerle konuştuk. Ben 2 liraya satılan , nasıl namaz kılınır vs gibi kitapları inceledim. İster istemez kahkaha falan atınca standda benle ilgilenmediler pek gerçi ama ne yapalım. Her bastığınız kitap herkesde aynı sonucu doğurmayabilir. Aynı otobüste geldiğimiz ve sonradan orada Greenpeace gönüllüsü olduğunu farkettiğimiz kızın çok güzel olduğuna karar verdik. Önceden 1 erkek 1 kız tayfa keşke bizimle konuşmasaydı da , o güzel bana sorunca , biz konuştuk , demeseydim. Ya da konuşmuş olsak da niye öyle bir şey dedim ki. İyi halt ettim dürüstüm ya. Neyse kendime sonra kızarım. Bir de tek parça kıyafet giymiş bir tüyap görevlisi ablamız vardı onu da takdir ettik. Taksime geri döndük, arkadaşın kafepide arkadaşı varmış, uğradık, birer kokteyl içtik konuştuk oturduk biraz. Ben Big babol mu öyle bişey o da Jack Sparrow içti. Tadı güzel gibiydi ancak ben yine içmenin anlamını kavramadım. Sonra da otobüsler ve ev. Oy baya uzun olmuş. hatırlayınca yazılan not1: Namaz sırasında bir şey yenmezmiş. Namaz sırasında delirirseniz, çıldırırsanız olmazmış. | ||
|
|
||