|
08 Kasım 2009, Pazar
saat: 23:19
bütün dunya bir karamazov alemine dönüştü desem yeridir, o derece sardırdım dosto'ya. dosto'yu çok seviyorum, onun herşeyi aşırı derecede ciddiye alan karakterleri mahzun suratıma ve kalbime ne kadar da cuk oturuyor. ama ille de ivan'ın patetik sinikliği ve alyoşa'nın içten iyiliğini. içten iyilik ne güzel bir duygu, hatırladığıma sevindim. kış depresyonu çok fena kapıma dikilmiş, kıs kıs gülerek beni bekliyor. benim yoktan yaşam sevinci çıkarma enerjim, ki kendisini son bir yıldır mumla arıyorum, yine pek ortalarda gözükmüyor. insan içine karışmayı denedim bu hafta sonu, insanlarla ilişkiye geçince katil olmamın bir an meselesi olduğunu idrak edince vazgeçtim. kimsenin özel bir sevimsizlik yaptığı yoktu halbuki, sadece olup biten her şey benim hastalıklı kafamda onbinle çarpılarak tuhaf yaratıklara dönüşerek üstüme saldırıyor gibime geldi. bir de ne zamandır, en az altı aydır aşırı münzevi bir hayatım olduğu için, -sunuşları saymıyorum ki sayılmaz-, normal arkadaş muhabbetini, kalabalık gruplar halinde olanını kastediyorum fakat, unutmuşum. ya aşırı ajite kalıyordum ortamda ya da aşırı melankolik. ya da aslında bunların hiçbirisi olmuyordu ya da olsa da kimsenin umrunda olmuyordu ama ben kafamda takıp büyüterek kendimce sıfırdan deli saçması bir hikaye sahibi oluyordum, bilmiyorum. tek bildiğim ikizleri seviyorum, onlar benim çok eski arkadaşım, bir nevi uzun zamandır göremediğim kardeşlerim, kuzenlerim filan gibi. onların yanında kendimi çok güvende hissediyorum. hey gidi hey, yılların geniş kalabalıklarla yaşayan sinirseği ne hale geldin sen lan! iyi oluyor, büyük konuştuğum, kibirlilik yaptığım her lafı acıdan yerleri öperek yedikçe, burnum sürterek kanlar aktıkça iyi birisi olma ihtimali beliriyor, bu ihtimali seviyorum. önümüzdeki hafta münzevilik eğilimlerimle tavan yapmak niyetindeyim. kıskanmak beni insan içine çıkaracak tek şeymiş gibi gözüküyor şu fani dünyada. evet zeki'yi sevip sevmemenin ötesinde kendisi bende merak duygusu uyandırıyor, içimi gıcıklıyor. bir de nahid sırrı örik uyarlamaz mı, kıskanıyorum şerefsizi. bir de şu saha fobimi aşmak için bir şeyler yapmalıyım artık zira tezimle ilgili "teorik" okuma yapmaktan alim oldum, ortada tezle ilgili somut bir şey hala yok anasını satıyim. ne kadar tanıdık bir şema, o kadar tanıdık ki koşarak uzaklaşma isteğine benzer bir sıkıntı bastı içimi, neyssse. çok içli çok hakiki bir şarkıyı yeniden dinledim sevgili günlük, kamusal bir öneri olsun bari güncemde, malum öğüt yok, iddia yok, sesleniş yok, yıkıyor beni böylesi eksiklikler, onu bir sanat yapıtıyla gidereyim bari ağır ruh hastası olarak: melekler. mahvediyor beni bu parça. ne güzel okuyor oğlan, bu kadar olur. bir olmasan da bir. | ||
|
|
||