09 Kasım 2009, Pazartesi
saat: 01:27


"Yazmak ile yazmamak arasında kaldığım bir yerden sobeliyorum kendimi.

Ara nağmelerken, cümlenin hangi köşebaşında soluklansam, bilmiyorum.

İnsanın içini en çok cendereleştiren de bu sanırım. Kaç tane labirent saklı derinlerimizde? Hemen kaldırmalı hepsini, bahar temizliği niyetine...
Bugün içimde bir huzursuzluk taşıdığıma şahit oldum. Çok yakın bir zamanda da bunun tersini, aramadan bulmuştum. Hatta, bir de sırf böylesi bir hissiyatın şaşkınlığını taşımıştım fikrimde "acaba, ölecek miyim, neyim? " diye.
Huzursuzluğu biraz kurcalamak istiyorum. İçini açıp bakmak, yüzleşmek. Hesabını ödetmeden, hesabımı ödemeden, yola devam edemiyorum. Kirli çamaşırlardan temizlenmenin en kestirme adresi... Kendi kirli çamaşırlarını biriktirmezsen, başkalarınınki tekrar dönüp bakmadığın herhangi bir an olabiliyor, kolaylıkla yadsınabilen.
Yarım bıraktığın, yarım bıraktığın kadar, yarım kalmışlık hissi. Tamamlayamamak için, bir sebebim yok biliyorum ama söz'ün yolculuğunu tamamlayamadığını görmek, yolda kaldığımı bilmek gibi, düçar, naçar."
bu kadar çok kullanılmış olan yol imgesi, bunun boşluğuna "life goes on and on..." loş da olsa (sözümona) ışık sağlamış sanırım.


istanbul
hosting