|
09 Kasım 2009, Pazartesi
saat: 11:28
güneş penceremden yüzüme vuruyor tokat gibi. basımı sandalyemin arkasına yaslamışım ve tavanı seyrediyorum. güneş ışıkları havadaki minik tozlara çarparak onları parlak yapıyor. onların ızgaralı beyaz tavana dogru süzüldüklerini görüyorum. manasız bir neşe kaplıyor içimi, tek nedeni bu havalar diye düşünüyorum. ne çok sıcak ne çok soğuk, kucaklıyor beni. hatta saçımın her telinin kıpırdadığını hissediyorum. hafif de bir rüzgar esmeli aslında, ve ogle yemeginde ılık bir kadeh kırmızı şarap içmeli. nasıl da kurtuldum senden biliyor musun? şarkılar mırıldanıyorum, bir çoğunun sözlerini yutuyorum söylerken. hatta ıslık çalmayı öğrendim, görsen. yapamazsın derdin ya sen. güzel keyiflerin peşinde sürüklenesim var aslında. savurun beni yerden yere, güzel müzikler, lezzetli yemekler, yakışıklı adamlar, gülüşleriniz.. hepiniz güzel gülersiniz değil mi? ve mayhoş yalanlar söylersiniz. kapılırız bir aptal gibi, hoşlanırız, gevşeriz laflarınızla biz. ısınırız eririz bazen. yaz rüzgarları gibisiniz. hepiniz güzel bakarsınız değil mi? biz bilmez miyiz o gözleri, derin bakarsınız, acıtırsınız, bayılırız o hallerinize. bilirsiniz. bir de aslında şapşallıklarınızı severiz biz. bazen lütfen düşünmeyiniz. .. | ||
|
|
||