|
10 Kasım 2009, Salı
saat: 18:36
Önce Tehmine öldü sonra tnin babası. Tehminenin ki daha onarılmazdı elbette çünkü o bir kitaptaydı. Dün yüz tane figüranı, roche toplantısının olduğu kadırga salonunun kapalı kapılarının karşısındaki barbaros salonunda gördüğümden beri, bizim çaycı çocuğun,kötü çay makinesine, büyük bir iştahla dikilen 200 çift gözü görmesi gibi o gizli korku halini uzun süre atamadım üzerimden. kocalarıyla gelen kötü sarı saçlı kadınlar ve adamların, biz zaten eşiz, dans sahnesinde birbirimizle dans edebilir miyiz sorularında, yok boylarınız uymuyor, siz şu tarafa geçin diye başka kadınların ve adamların kucağına atmamdan -belki bu insanlar hala sabaha kadar olan düğün sahnesi çekimlerine geliyor ve pistin üzerinde, sabahtan kalmış marullu ekmek yiyorlar işte, hiç bir demirkubuz filminden daha çok umutlu değiller. Hiçbir hikaye, hikayenin oluşum aşamasından daha komik, daha eğlenceli daha dramatik veya daha korkunç değil. k ile başlasın başlamasın tüm filmler beni buraya getiriyor. Yaşlı bir adama mikrofon uzatmışlar, amcacım bana en güzel anını anlat, o da demiş, 'bir eşek bir gün dağa çıktı, 2 gün gelmedi, herkes aradı sordu, 2 gün sonra eşek çıktı geldi, herkes o kadar sevindi sevindi ki sırayla eşeği sikti.' Peki bu olmaz, başka bir anını anlat. O da demişki, 'bir yaşlı kadın bir gün dağa çıktı, 2 gün gelmedi, herkes aradı sordu, 2 gün sonra yaşlı kadınçıktı geldi, herkes o kadar sevindi sevindi ki sırayla yaşlı kadını sikti.' Bu da olmadı, sen en iyisi en kötü anını anlat amca.. - Saat sabahın dördüydü, ve dünyadaki en iyi niyetli insan, yönetmen koltuğunda, bir sultanahmet kaldırımının, önündeki monitöre baka baka uyuyordu. Her tarafı botoks kaplı 80 yaşındaki bir aktris, az önce bir asistan tarafından, ekstraların sahnedeki koltukları üzerinde uyuyakaldığından, onları oturtup bu lanet yerden gitmek için uyandırıldığında, bir anda ben uyumuyorum, yatay durmam lazım cevabı dışında, asistan, yukarıda oda ayırıldı size, orada yatağa yatay yatın dedi. Botokslar, netçiyi ve dop u fazlasıyla küfrettirmekteydi. Sultan ahmetin çeşitli yerlerine gece ışıkları takviye edildi. Tüm bunlar, kızın bakınması ve esas çocuğun derya burdayız demesi için yazılmış, prodüke edilmiş ve dayrekte edilmekteydi. Ümit Ünal, sabahın dördünde düğün kıyafetleriyle sigara içen ve marul ekmek yiyen insanlara baktı. Bu arada Oyuncu botoks, onun yanına gelerek önce omuzlarına masaj yaptı . Sonra, bir de yüzsüz yüzsüz yatay durmam lazım dedim. Diyordu. Ümit bana dönüp dünyanın en çaresiz ama konuşacak bir şey kalmayan birinin sesiyle, çekelim ya neden çekemiyoruz dedi. Cevabı beklemeden botoksa döndü. 'Ben bir gün dağa çıktım'.. Yadigarda uzun zamandan sonra dinlemedeyim. Kadınlar ingilizce kursuna başlamış, hav ar you, gut diyip duruyorlar birbirlerine ve bunu tekrarlayıp duruyorlar konuşmaları bitmesin diye. | ||
|
|
||