10 Kasım 2009, Salı
saat: 22:00


günün anlam ve önemine binayen aklıma gelen birkaç şeyi karalamak istiyorum.

öncelikle Atatürk'ün şu içinde bulunduğumuz günler ile ilgili neler düşünebileceğini kendimce değerlendirmek ve kaleme almak isterim:
bulunduğum yerde de milletimden ve çocuğum gibi gördüğüm cumhuriyetten bihaber olduğumu düşünmeyiniz. son zamanlarda kulağıma beni unutmaya ve unutturmaya çalıştıkları çalındı. bu ihtimali düşünmem gerektiği hissine kapılarak kafamda müzakere ettim. nasıl mümkün olabileceğini ifade edeyim: eğer bir gün milletime benden daha faydalı ve benden daha büyük bir lider gelir ise ancak o zaman unutulmam mümkündür. bunun haricinde herhangi bir durumun ya da kişinin milletimle arama girmesi olası değildir. gelecekteki bu lider milletimi büyük ve yeni zaferlere taşıyacak kadar kudretli ve akıllı, kendisini alt etmeye çalışanlarla mücadele edebilecek kadar takatli, diğer devletlerin baskılarından yılmayacak kadar cesur, beni unutturmaya çalışmayacak kadar vakur, müteşekkir ve alçakgönüllü olacaktır. işte bu şeraiti sağlayacak bir lider bulunur ve milletimin başına geçer ise unutulmaktan müteessir olmayacağımın bilinmesini isterim. ancak her halükarda unutulmayacağımdan eminim; çünkü Türk milleti vefakardır.

aynı şekilde cumhuriyeti ve onun temsil ettiklerini tehdit edenler olduğunu duymuş bulunmaktayım. bu, unutulmamdan veya unutturulmamdan daha elim ve daha vahim bir konudur. yine de umutsuzluğa kapılmış değilim. vaktiyle İstanbul'u kuşatan gemileri gördüğümde umutsuzluğa kapılmadığım gibi... o zaman dediklerimi hatırlayınız: geldikleri gibi giderler. şimdi de cumhuriyetimizi tehdit edenler için aynı düşüncedeyim: Geldikleri gibi giderler. Türk milleti bir kez kül ve toz yığınından doğrulup ayağa kalkmış, millet olmanın, hürriyetin mutluluğunu ve zevkini tatmıştır. bunları milletin elinden almaya kalkanlar onun büyük ve sınır tanımaz gazabını tadacaklardır. Türk milleti kendisine iyilik eden, kendisinin yanında savaşan, kendisiyle birlikte yükselmek amacını taşıyanları hiçbir zaman unutmadığı ve ne zaman ihtiyaç duyarlarsa yardımlarına koştuğu gibi kendisini yok etmeye, değiştirmeye, geriye götürmeye, millet olma bilincini elinden almaya çalışanları da hiçbir zaman unutmaz ve istediği zaman, kendi eliyle teslim ettiği milleti temsil etme yetkisini onlardan geri almakta tereddüt etmez...

işte bence Atatürk'ün son günler için düşündükleri bunlardır. şimdi bugün bir öğretmen arkadaşla konuşurken aklıma geliveren bir teoriyi belirtmek istiyorum.
bence biz 1923'te kurulan bir devlette yaşadığını sanan, kandırılmış bir milletiz. bu ülke 1923'ten bu yana 2 darbe, 1 muhtıra ve bilinmeyen sayıda darbe teşebbüsü görmüştür. bunları, sonuçlarını ve darbenin tanımını (Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi) düşünecek olursak son darbe olan 1980 darbesinin yarattığı bir devlette yaşadığımızı düşünüyorum. fakat burada bir ayrıma gitmeliyiz. darbeden darbeye fark var. eğer bir yönetim yozlaşmış, rüşvet ve yobazlığa saplanmışsa o yönetimin devrilmesi gerektiği taraftarıyım. bu açıdan bakıldığında 1960 darbesini ve 1961 Anayasasını yararlı bulduğumu da söylemeden edemeyeceğim. sonrasında 1971 yılında gerçekleştirilmeye çalışılan darbe ve sonrasındaki muhtıra ile hem deokratik hareket engellenmiş, hem de 1980 darbesine yol açan koşullar hazırlanmış oldu. son darbe(her iki anlamı da bu sözcüğe katık ettim) bize diz çöktürmüş, hatta fark ettirmeden yönetimle birlikte rejimi de değiştirmiştir. bu açıdan bakıldığında bir rejim devrilip yerine yenisi getirildiğine göre yaşadığımız devlet bu yeni rejimle yönetilen yeni bir devlettir. bu rejimin amaçlarını anlayacak kadar tarihi bilgiye sahip olmadığımızı da düşünürsek belki de yeni rejimimiz ilerleme kaydediyordur. konuşmaya, itiraz ve isyan etmeye başlamadan önce bu yeni rejim ve yönetimin amaçlarını, politikasını öğrenmeli; ilerliyor muyuz, geriliyor muyuz, bunun kararını ondan sonra vermeliyiz.

sanırım günün anlam ve önemine uygun bir yazı oldu...

istanbul
hosting