|
11 Kasım 2009, Çarşamba
saat: 03:57
Sabah kaçar gibi işten çıkıverdim , aslında hakikaten de kaçtım, hoş bu kaçma diğer arkadaşlarla karşılastırdığımda gene bir insaf teşkil etmekte, iş budalalığımıdır yoksa incikle cıncıkla oynama hisiyatımıdır pek bilemiyorum . Biraz her ikisi, biraz iş bitmedi ama durumları. Ve birazda iş konusunda getiriceğiniz her hangi bir laf , sırası geldiğinde önünüze konma ihtimalidirki buda dallama patron ahvaline karşı bütün gardınzın düşmesi demektir, dolayısıyla varsın geç çıkıyım ama ben hali daha bir makbuldur . Gel görki normalde 08:00 den önce çıkmazken bu iş bitmedi hissiyatında , bu sefer 07:15 gösterirken saatim asansörün başında pozisyonumu almıştım, bir an önce gitmem lazım benimin afakanlarında... Zira patron ahvalinin keyfiyetlerinde , yığınla kaprisinde , artık böyle bir ekstralığa hiç ama hiç gerek kalmadığı kanatine vardım. Pozisyon gereği, çoğu zaman bu angut ahval karsısında taşaklı olmak gerekiyor , ve ben kendisine o taşakları hisstireceğim günü sabırla bekliyorum diyip mevuzuyu kapatıyım. Öncelikle iyi bir kahavaltı arkasından güzel bir uyku lazımdı. Ama fazla yatmamaktan yana bir karar mevuttu. Kalkılıcaktı, sahalar geri dönüyorumun nidalarında , havanın güzeliğinden yaralanılıp sahilde koşulucaktı. En son bu sahalara geri dönüşümün nidalarında , basketbol sahsında ilk beş dakikada elime adığım topla turnikeyi amanda ne güzl bırakırım ben surda derkene , sol baldırımda hissetiğim bir atmayla , gerçekten orda bişiy atııı guncecim canım , son buldu... Eve topalıyarak dönüyordum. Aradan geçen üç aylık sureçte kendisini anca unuturdu bana... Bu unutma sürecinde , küçük ısınma turlarına başladıysam da , artık düz koşulara başlama vaktimin geldiğini hissetmiştim . Tam kırk dakika gayet kıvamında tempolu koşabildiğimi farkettiim ki bu güzel bir tattı ... Koşmak enterasan bir duygu aslında ... Bir vakit artık dayanamıycam her hal dediğiniz bir nokta var , ama dayanabilip o noktayı aştığınızda bacakalarınız ve elbet nefesiniz ritmini buluyor , bulabiliyor . Sonrsındaysa durmak istemiyosunuz , aslında en önemlisi bu galiba...! Hiç durmasam ne güzel olur diyorsunuz... Koşmak o noktada iyi geliyor işte... Ama doksanbeş kiloluk bir bedeni, o bacaklar her ne kadar ritmini bulsada kırk dakikadan fazla taşıması pek mümkün gözukmuyor tabi... Genede bunun iyi bir tarafıda yok değil gariplerim bu kiloyla koşmaya alıştılar , tasımak için hakikaten kas yapıp ene doğru bir gelişim gösterdiler . Dolayısyla benim olası bir diyet programının ardından işime fazlasıyla yarıycaklarını umaktayım kendilerinin . Sonra sıcak bir duş , ve mariyle yapılan ama kıvamı tutturulamıyan domatesli ve fesleğenli makarna , burda sevciceğin elinin deymesi gerekiyodu o makarnaya, ama o kendini özletmekle meşgül bu aralar ... | ||
|
|
||