11 Kasım 2009, Çarşamba
saat: 12:55


Geçenlerde rüya görürken saçmalama rekorumu kırdım.

Sabri'yle oturuyoruz evde boş boş birbirimize bakmak suretiylen. Sonra pat diye Ömürcüm çıkıp gelince alıyor beni bir panik havası. O telaşla Sabri'yi bilgisayarın monitöründen içeri tıkıştırıp gizli dosya yapıyorum! Ardından Ömürcüm gidince arayıp duruyorum ama nafile. Yok! Gitmiş! Telefon ediyor sonra, dışarı çıktım ben sıkılıp, gel hadi sende diye. Çocukluğu tutuyor zaar, koşup duruyorum peşinden ama yakalayamıyorum bir türlü. Sabricim ceylan gibi sekiyor maşallah sokakta.

Uyanıp katıla katıla gülmeye başladım akabinde.

Bu aralar bilinçaltı çorba olmuş vaziyette, bilmem dillendirmeye gerek var mı?!...

--- + ---

Hakan, tiyatro için yaptığım çalışmaları beğenmemiş. Gaz veriyor birde aklı sıra; ben bu değilmişim, daha iyilerini yapabilirmişim. Çok biliyorsan kendin yap, zaten salmışım şu sıra, içimden gelmedi hiç diyecektim, diyebilemedim.

Biliyorum, hiç profesyonelce bir davranış değil ama bu isteksizliğin tek sebebi Hakan'ın übergerzek abisi. Geçen aydı herhalde. Otobüste denk geldik. Arkadan sinsice yaklaşıp kulağımda bulunan kulaklığa vurdu patadanak; "Sıkılmadın mı şu Rammstein'dan hala?" diye. Çarpıvericektim elimin tersiyle o eciş bücüş suratına ama aniden havalanan elim, kendisinin kolunu sıkıca tutarak bu fikirden vazgeçti. Daha da kötüsü aynı yere, aynı kişilerle buluşmak için gidiyor oluşumuzdu. Yarım saat tahammül edip Nevizade'ye atmıştım kendimi Tolga'nın yanına.

--- + ---

Yakup'a bir haller oldu yine. İkide bir laf sokuyor, dırdır ediyor. Bunların gerçekte neyin emaresi olduğunu bildiğimden sebep sesimi çıkartmayıp idare ediyorum fakat çok korkuyorum açıkçası. Umarım bu işin sonu saçma bir yere varmaz.

istanbul
hosting