|
12 Kasım 2009, Perşembe
saat: 11:05
Bu hayatımda bir ilk biliyor musun. Henüz sana nasıl hitap edeceğimi bile bilmiyorum.ilkler her zaman özeldir ya, ben de onun heyecanını yaşıyorum. Acemiliğim, tutukluğum ondan. Zaten beni her halimle kabulleneceğinin de farkındayım. Benin kim olduğum, nasıl biri olduğum senin için hiç farketmez. Koşulsuz kabul. Evet. hayatımda da en çok aradığım şey bu değil mi. Çevremde sevdiğim bir çok insan var, aynı zamanda beni seven. Ama hangi ilişkim koşulsuz ki. Maalesef hiç biri. Ve bunu uzun tecrübeler ve kayıplardan sonra öğrenebilmek acı veriyor çoğu zaman. Hayata kendi gözümden bakıp, insanları da kendi bakış açıma göre değerlendirerek sinirleniyor, yaşananlara ve yapılanlara anlam veremiyordum. Ama insanların, benim bu beğenmediğim hallerinden hiç şikayetçi olmamaları, hatta bunların farkına bile varmak istemeden yaşam akışına devam etmeleri büyük hayal kırıklığıydı. Zaten benim de bunları fark etmemi sağlayan şey de bu hayal kırıklıklarıydı. Yaşadığım her olumsuz duygu, hayat adına, ilişki adına bana yeni bir şey öğretti. Bu nedenle duygularıma sonuna kadar sahip çıkıyorum artık. O an mutlu olmam mı gerekiyor, mutluluğumu hakkını vererek yaşamaya çalışıyorum, eğer hayal kırıklığına ya da üzüntüye mi uğramışım, ona da eyvallah. Olumsuz duygularımı da ertelemeden, onunla yüzleşerek ve hakkını vererek yaşamaya çalışmaya başladım. Aslına bakarsan insanı en çok geliştirip olgunlaştıran da bu olumsuz duygular. Sonuçta duygunun doğrusu yanlışı olmaz, Eğer bir şey hissediyorsam o benim gerçeğim değil mi. O halde bunu inkar etmenin anlamı ne. Sakın yanlış anlama günce, bahsettiğim şey polyannacılık deil, ben her şeye gülüp geçmekten ve mutluluk oyunu oynamaktan bahsetmiyorum. Duygularımın, yaşadıklarımın farkına vararak yaşamaktan, geriye kalıntı bırakmaması için onlarla zamanında yüzleşmekten bahsediyorum. Anlatmak istediğim anını yaşamak. Biliyorum, bu hiç de kolay bir iş değil, genelde nasıl davranman gerektiğini bilirsin ama atalet duygusunu bir türlü yenemezsin. Ama şöyle bir bakınca başka alternatifin de olmadığını görüyorum. Ya yaşayacaksın ya yaşayacaksın. Böyle uç fikirler bana göre değil aslında ama, bu konu benim için istisna. Ben de varlığımın gereği yaşayacağım ve üreteceğim. Hı şunu da söylemeden geçmeyeyim. Bunun için özel bir çaba da harcamayacağım, dediğim gibi anahtar anını yaşamak. Hayatın önüme çıkardıklarını işleyip ve hakkını vererek yaşayacağım. Çünkü bi şeyleri yoluna sokmak ve yeni şeyler elde etmek için mücadele etmenin tükenmişlik ve hayal kırıklığından başka bi şey vermediğini öğrendim ya. Bu saatten sonra neden bile bile lades diyeyim ki. Bu hayatta ben de varım ve bunu önce kendime göstereceğim. Bu arada bakıyorum da iyice haşır neşir olduk, baştaki tutukluğumun yerini gevezelik aldı. Galiba her şeye çok çabuk alışıyorum. Bi de beni koşulsuz kabul ettiğini bilmek işimi kolaylaştırıyor. Ayrıca, seninle paylaştıkça kendimi iyi hissettiğimi fark ettim. Yaşananları dillendirmek rahatlama yanında farkındalık da kazandırıyor galiba. Konuştukça yapmam gerektiğini düşündüğüm şeylerin olmazsa olmaz olduğunu daha iyi anlıyorum. O nedenle seninle tanıştığıma çok memnun oldum. Sen de hayatıma hoş geldin sefa getirdin. | ||
|
|
||