|
13 Kasım 2009, Cuma
saat: 11:11
günlerdir yoktum ya...her yok olduğum gün için bunları karaladım günce,saçmaladım işte... kübik etnografsal yanılgılar.. artık çok geç anlaman için beni,dilimin lehçesini de gömdüm seninle, sarhoş bir şarap deniziydi son cümlemin yeri...o aksam kızılına aşık..tortu tadında masallara yem olmuş kalpler ve söylenmeyen sözcükler kanatırdı çırılçıplak dehlizlerinde,her gün yeniden ağlardı,ağırıken geceleri ,koyu fırça darbelerine yenik..,dalgalarına küs,üzümünden bihaber bozguna hasret bağlar türetidi..ölümün keşfiydi gizledikleri belki..benimse o potredeki son tebessümümdü sana bıraktığım..yalın haline emanet, bir mişli zaman gezegeni mayonez düşler bir çoşkunun gözkırpışlarında yürürdü uğurböcekleri,parlardı siyahlar acemi bilyeler gibi..uzanmak isterdi gamzelerinin pembesine..yordumu bu civası yüksek yaşam..sordumu ki bize sil baştan..iskemleler kırık,...iki satırlık..aşk mı yordu yoksa seni...dönüp dolaşıp..buldu mu yoksa terkettiği bedeni..ruh sadık,kalp "sandık"..!- lekeleri gizler şimdi..şarkılarımı döktüm ardıma..bir nefsin delibozuk çocuğu gibiydi sesleri..en çocuk,en sarı,en mavi sev beni..! kangren umudun son kanayışları gölgeler mi yorgun yoksa güneşmi batmakta.. adamlar mı yorgun yoksa cebime her seferinde gidip boş dönen elmi? boyadığım kuşlarmı renksiz sevdiğim, yoksa yağmura mı yakalanmış kanatları... dut mu kara yoksa çaldığım ağaç mı.. ağrıların mıdır birden bire çöken yoksa ağrısız yürümeyen kader mi... zaman kırıklarını aldırmadan.. kırıntılarını toplayan biz mi... anlam vermeyen bu hayata.... örs, üzengi, çekiç, ray sonra vakit duruyor...geçmiş zamanın hoyrat seslerindeki yankıların,soğuk geliş gidişlerin darbeleri karışıyor iççekişlerimize ,dünler daha rutubetli ve daha bir eğreti duruyor biz dümdüz ve daha bir sabırsız bakınca...ve bir bulmaca ki sarmal,oysa biz habire..yukarıdan aşağıya,aşağıdan yukarıya..aşkı arıyoruz..bir trenin yorgun ağrılarını döktüğü o kayıp garın ray seslerinde…! şubat29 ayakizlerinin sesleri kısık... benimse dudağımda son bıraktığın ıslık.. salıksız bir düştü avuçlarında arta kalan.. yağmursuz bir güzdü belki... en sonuncusundan başlayarak beklediğim bir artık yıl... bir şubattı belki de sanıklığımdan artakalan... sana varışım,dokunuşum dokunduklarına.. ve herdefasında geç kalışım.. senden sonra kalan,toprak kokusuna...! makyaj ve homo yaşam.. pazar notalarının hali hazır kehanetleri işte,elimde sol anahtarına gizlenmiş bir kaç yitik şarkı,sağ baştan saysamda her seferinde..her şarkı bitimlerinde başlar sol baştan yalnızlık..gelir bulur beni..altı..üstü..bir hayattı biriktirdiğim isminde..azdan uzak,çokdan daha da uzak bir şarkının attığı kasırgaydı seçimlerimiz..ve bu çercevede daha hoş gözükürdü bize yaşam. | ||
|
|
||