|
15 Kasım 2009, Pazar
saat: 11:09
NEFES Kaç gündür bir kaç gün önce gittiğim ''Nefes'' filmini yazacağım bir türlü fırsat bulamadım. Sonunda gittim bu filme. Aslında gitmeden önce küçük bir tereddüt vardı içimde. Askerliğimi asteğmen olarak güneydoğuda tehlikeli sayılabilecek bir noktada yaptım. O bölgeyi hatırladığımda içimde bir burukluk oluşuyor. Askerlerin ve oradaki halkın zorlukları içimde garip bir baskı oluşuturuyor. Filme gelince en sevdiğim yönetmen diyebileceğim Stnaley Kubrick'in ''Full Metal Jacket'' isimli bir filmi vardır. Bir askerlik filmidir ama aynı zamanda askerlik karşıtı bir filmdir. Askerlik kavramını erkeklik,güç,iktidar gibi felsefi bir düzlemde işler. ''Nefes'' filminde de Kubrick'in filminden izler gördüm. Kimbilir belki tüm askerlik filmlerinde bu izler vardır. Film askere gelen 19-20 yaşlarındaki gençlerin saç traşı ile başlıyor. Orada ki en etkileyici cümle şu ''yüzleri birbirine benzemez,korkuları birbirine benzemez'' Hepimiz bir grup kamuflajlı asker gördüğümüzde bir grup asker olarak algılarız. Halbuki hepsinin ayrı yüzleri hepsinin ayrı korkuları,duyguları,kişilikleri mevcut. Orada bulunduğum 1 sene içinde benimde 19-20 yaşlarında 18 askerim oldu. Onları tek tek insan olarak ele aldığımda korkularına ve sevgilerine şahit oldum. Filmdeki subay karakteri gerçekten çok etkileyici ve gerçekçi,sonradan bu başrolde oynayan kişinin henüz askerliğini yapmamış biri olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım. Herhalde filmin askeri danışmanları bir komutanın duruşunu çok doğru anlatmışlar oyunuya. Askerdeki subaylar aynen filmde anlatıldığı gibi biraz dalgacı biraz alaycı biraz soğuk ve dik duruşlu. Elbette onlarında korkuları vardır ama bunu size veya çevrelerine çok az belli ederler. Savaş sahneleri çok gerçekçi. En son Steven Spielberg'in ''Er Ryan'ı Kurtarmak'' filminin çıkartma sahnesini çok gerçekçi bulmuştum. Gerçek bir çatışma ortamı ve cehennem sunuyordu. Farklı şehirlerden gelen gençler bir arada ve olayın içeriğinin pekde farkında olmadan bölgedeler...sevdiklerini özlüyorlar. Zamanın geçmediği bir uzay boşluğunda gibiler. Mevsimlerin geçişini büyük bir dinginlik içinde izliyorlar. Kendi aralarında eğleniyorlar. Sevdikleri kızlara mektup yazıyorlar. Filmin bir yerinde bunca gerginliğin olduğu bir ortamda televizyonda Türkiye güzellik yarışmasını kazanmış bir kızın Türkiye gerçeğini iyice kara mizaha dönüştüren konuşması duyuluyor. Yani ülkede farklı yerlerde farklı yaşanıyor zaman. Film bir karakol baskını ile sona eriyor sonuç olarak. Meclisteki demokratik açılım çalışmalarının devam ettiği sırada vizyonda olan bu film. Yine bir çözümsüzlükle bitiyor bana göre. Kazananı olmayan bir savaş bu. Sadece acı var sadece ölen gençler var. Savaşın arka yüzünü savaştan kazananlar var mı yok mu bunu tabi ki gösteremiyor. Kendi açımdan o bölgede savaşın kolay kolay bitemeyeceğini düşünüyorum. O topraklar zor topraklar savaşın kanın eksik olmadığı topraklar. Bir gün savaş biterse o topraklara turist olarak gitmek isterdim. Kimbirli belki... | ||
|
|
||