|
15 Kasım 2009, Pazar
saat: 22:24
annemler, annenler içerde rakılarını yudumlayıp gülerek hoş sohbet ederlerken ben gene seni arıyorum... Odana kapattım kendimi.. Gözümde bi kaç damla yaş.. Etrafa bakıyorum, senle geçirdiğimiz zamanları anıyorum... Yatağın, eşyaların hepsinde benim için kocaman anlamlar yüklü... Ders çalışmaya çalışsamda seninle geçirdiğimiz zamanların hatırası gölge gibi çöküyo üzerime.. İşte o an oturduğum yerden ufak bi hamleyle dolabına gidiyo gözlerim.. Açıyorum... Senin olan o kıyafetlere bir bir dokunuyorum... Gitgide büyüyo gözyaşlarım... Seni, ikimizin iki ayrı insan değilde bir bütün olduğumuz günleri özlüyorum... Sonra ders çalışmaya karar verip geri oturuorm sandalyene... Bu seferde sen uyurken bu sandalyeye oturup seni izleyişim geliyo aklıma.. Uyurken olan o savunmasız saf halin gözlerimin önünden gitmiyo.. İspirtolu kalem aramak için çekmeceye atıorm elimi... Kalem kutunun orda olmadığını görüyorum, bu sefer içimi deli gibi acıtan bi parça görüyorum orda benden, senden bi parça... Sana ayrıldıktan sonra verdiğim yüzük... Kurdelesi hala duruyo bağlı bi şekilde.. Tarihine bakıorm 2 yıl geçmiş üstünden diyip derin bi ah çekiorm... Sonra onu orda bırakmaya kıyamıyorum ve çantama atıyorum... Bizden bi parça daha ekliyorum koleksiyonuma.. Kağıt almak için diğer çekmeceyi açıorm kağıdı alırken kağıt yığının altındaki albüm çarpıyo bu sefer gözüme... Senden çok bizi hatırlatıyo herşey bana bu gece... İstemedende olsa bizden bi parça buluorm nereye elimi atsam... Ben seni çok özledim... Ben bu evde sana aşkım dediğim günleri çok özledim, burdaki şakalaşmalarımızı, annenler her tatile gittiğinde fırsat bilip sürekli bu eve kapanışlarımızı... Seninde beni sevdiğin günleri çok özlüyorum... ve ahh ediyorum sana ne vardı yaşamaya devam edebilsek diye.. Ne olurdu ikinci bi şans tanısan bize diye... Ben seni Karşılıksız sevmeye devam ediyorum, sen ne kadar beni artık sevmesende... | ||
|
|
||