|
16 Kasım 2009, Pazar
saat: 00:21
Hiç açmamam hiç dokunmamam gereken yerlere dokundum şimdi. Derin bir şokta geçmişi bugünün formatında izledim. Ne zaman oldu tüm bunlar? insan batılını veya ritüellerini, daha önce kendini bir şeye alıştırarak belirliyor. Şu an tüm onüçüncü cumalardan, davetsiz giren vampirlerden, , seslerden, sessizlikten daha ürkütücü bir an sanki. Evin hiç olmadığım köşesinde, bu duvarları sindiriyorum sanki. İçeriden ucuz kadın çığlıkları geliyor ben sette yeterince duyduğum için bu 85 milimetrelik yanlış açıdayım. Bugün servis içi planlarını çekerken, kendime hakim olamadan, şöförün ordaki mikrofonu alarak, bir kaç figüran arkadaşa sabuhayı söyledim. Şöför mikrofonun sesini açarak bu sessiz eylemini desekledi, debriyaja doğru tuttuğu elini hafiften sol yumruk yaparak iki damla yaş düşerken pencerenin camına öyle bir şey oldu. Kötülük bana karşı olmadıkça yanındayım gibi oluyor bazen, hem kötülüğe hem kendime bir zeki demirkubuz gibi bakamadığım için falan filan. Vikeden ses geldi bugün, uzun zamandır telefonunu kayıp ettiğimden, kıvranıp dururdum. Yaz bir ara arkadaşım. Mardin kodlarını da öğrenirim belki sana santur bilem yollarım. Bugün müzikal çekmeyi teklif ettim ümite. Bayağı aklına yattı. O zaman seni de çekip alıcam bu mardinden. Sanmakla kalmayıp yaşamak da lazım. Dünyanın en büyük saadetlerinin içindeki ızdırap yemiş solucan gibiyim ve Tuna Kiremitçi bile bazen daha iyi gelebiliyorum kendime, kendimden. Biraz konulabilsem, konuştukça çürümese ön dişim, kokmasam çürümüş herhangi bir şey gibi, gözlerimi sabit tutabilsem bir yerde sanki her şey daha, lets say, planlı olabilir. Bu arada memleket meseleleriyle neredeyse hiç ilgilenmiyorum, es kaza beni içeri alsalar ve konuştursalar Ergenekon hakkında, bir Beni, bir Orwoyu bir de 'yenge ablayı' alrlar, ve yüzlerce kod yaratırlar. Ergenekona inanmıyorum ama kesin bir güç var. | ||
|
|
||