|
16 Kasım 2009, Pazartesi
saat: 22:50
Uzun yol.. Mola zamanı, bir çeyrek iki tam mevsim arası. Kol kola adımların yalnızlığa ince bir çentik attığı, beklentilerin kalbe zarar olduğu donuk dakikalar. Küçük ve masum sessizliklerin, gittikçe kırbaç etkisi yaratan çemberi daralıyor. Sayısız darbelerin arasından sıyırabileceğim gün doğumu, zifiri karanlıkla ortak çalışıyor; ve ben hangi sayfanın yırtılıp bir tarafa atılan parçasıyım, çözemiyorum. Kemik uçlarıma yerleşen dermansızlığın yazgısı, tek cümlede atılmış meğer! Artık bir imza yok. ''Korkma sen giderken kapı aralığından sana bakmaz gözlerim; çıkarken yalnızca sıkıca ört üzerimi'' İki şarkı arası bocalıyorum.. Uzuvlarımdan bana kalan durgunluğun çözüleceği zamana direnmek nafile.. Belki de baharı beklerken kışı unuttuğumuzdan oldu tüm bunlar. Şeridin bomboş olduğunu düşünürken, tali yollardan vurgun yedik Ki vurgunu kâğıda çizmek bu kadar zorken. Yine de sargısı boldur düşlerimin, düşüşlerin geçirgen olduğu bir atlasta.Henüz yolun başındayken dudaklarımın kenarına bıraktığın kokunla, karı delen bir güneşin bakışlarıma düştüğü yerden, sana dokunuyorum. Şehir ayrılıkları sürtse de bedenimi, birgüne dair inadına bekliyorum geleceğimizi. İçimdeki gülümsemelerin senli sebeplerini kucaklıyorum yüreğimde..Yan yana ömür geçirecek,iki ilmeğiz tek bedende. Düşünü gerçek yapan nedenlerine tutun. Ben onlarla uyanıyorum her sabah kollarında.. | ||
|
|
||