17 Kasım 2009, Salı
saat: 12:58


sabah yine o şarkıyı dinleyerek başladım güne ve ilk melodiyi duyduğum an uzun zamandır dinlemediğimi fark ettim. eskisi kadar koymadı bu kez zira hayallerin peşinden gitmeye karar vereli baya oluyor ve bu da demek oluyor ki artık ah vah çekerek o şarkı dinlenmediğinden manasını mı yitiriyor? yok yok yitirmez de bu kez pek bi arabesk geldi. olsun yine de güzel. ama aklıma o halim geldi. hani o play listteki sıralamayı bile unutacak kadar leyla olduğum, şarkı kulaklarımda çalmaya başlayınca yolun ortasında kalakalıp hüngür zıngır, salya sümük, yağmur şakır ağlamaya başladığım an...
yok hala tamamlanmış değilim. ama daha iyiyim o hallerime göre. hem kaç yıl önceydi ki o? gazetenin ekini okudum orda bir "sinema yazarı" ablamızın şu yeni filmle ilgili yorumlarını da haliyle. 2012 işte. vizyona girmesiyle insanlar çılgın gibi bu durumun gerçekliğine inanmış ve intihara teşebbüs edenler, aman da ahhh son üç senemiz diye malı mülkü satıp hayatın tadını çıkarmaya karar verenler, türlü çeşitli tarikatlere katılanlar ahh yok bu tarikat olayını ben uydurdum sanırım ki o da dün gece izlediğim ama sonunu getiremeden uyuya kaldığım filmle alakalı olsa gerek. netice itibariyle ölümünün ya da daha doğru tabiriyle buradaki varlığının sonuna yaklaştığını hissedenler ona buna şuna yetişmeye çalışıyor, kendilerini tat almaya adıyor, ahh dünya daha bir güzelleşiyor mu yoksa canım cicim güllük? bu güzel bi düşünce. yani benim için. hani herkes sadece ve sadece mutlu olmak için extra çaba sarfetmeye başlayacaksa bence zaten derhal gelmeli bu dünyanın sonu!

ahh güllük! aklımı karıştırıyorlar, güven oyunu oynuyorlar bana!

şarkılarım da birbirine girdi zaten.
hayallerim de... zaman yaklaştıkça hatta bir korkudur sardı beni mesela. saçmalıyorum mütemadiyen ya hani ben. yani normal seyri budur ya benim hayatımın. bi cici kız bi kötü kız gerçi tabi bu kime ve neye göre diye de değişiklikler gösterebilir de aman canım sen de diyesim geliyor işte kendime...

saçlarımın toplayabileceğim kadar uzamış olması da şaşırtıcı aslında. büyüyen göbetim, küçülen gözlerim filan. aman! ben yürümeyeli ne kadar oldu canım? en son trende giderken tüm o yolu yürümek istememin sebebi neydi? yani bir an koltuktan kalkıp çığlık kıyamet treni durdurup aşağı inmek istememin, siz gidin ben yürüyerek yetişirim size demek istememin? dönüş yolu karanlık diye küfürler savurmamın?
ahh canım ressam olmak istedi o renk cümbüşünü görünce. yok aynısını yapmak değil ama o renklerle oynamak istedim bi an. ahh ben boya yapmayalı da baya bi zaman oldu sanırım.
boyayacak bir şeyler de bulmalıyım. hah şifonyerimi kırmızıya boyamak istiyordum ya. onunla mı uğraşayım yoksa kendimi yollara mı vurayım?

yok hayat güzel yine. merak etme. ama korkuyorum ya hani ben. mütemadiyen. işte onlardan biri bu da bi çeşit kriz. hah Oz olsaydı ahanda kaçalım geldi bizimkinin histerisi derdi. sonra beni bi sarsar iyi ederdi... özledim...

tamam, bi uyku isteği de var üzerimde. koynuna kıvrılıp uyuma isteği hele başedilemez boyutlarda... belki de o yüzden delleniyorum di mi? yanında olamıyorum diye. istediğim an yanında olamıyorum diye... aptal salak şeylerle uğraşıyorum diye...

ahh zaman sen ne kıymetli şeysin...

öperim!




istanbul
hosting