17 Kasım 2009, Salı
saat: 13:31


hayvan gibi çalışıyorum.aldığım nefesin yalnızca 1/6 sını evde geçirebiliyorum. gerisi çoğunlukla laboratuarda deney yaparak, dersanede etüd verip derse girerek, her boş vakitte konu çalışarak, ve sapık gibi araştırma yaparak geçiyor.
keşke son 3 senedir hep böyle geçseymiş o kadar mutluyum ki herşeye rağmen.
insanlar bir tırsıyor ne zaman yığılıp kalıcaksın merak ediyoruz diyorlar, 2 güne bir uyuduğum için ama olsun. uyumak boşa vakit kaybı geliyor bana, yemek yemek gibi.
en güzeli ekstra 2 şatı daha olan, az sütlü şekersiz bir iced latte. ve bu latteyi bilkent starbuckstaki koltuklara oturup ayaklarımı kahve masasının alt desteğine yaslayıp makale okurken ya da biyoloji ile ilgili bişeyler okurken içmek gece onbir civarı ve sonrasında laba gidip sabahlamak.
ordan eve gelip kıyafet değiştirip hemen işe geçmek.
iş çıkışı az iş varsa tekrar starbucks a gidip yine iced latte alıp az da olsa rahatlamak için bir saat edebiyat siyaset ya da sosyoloji ile ilgili kitaplar okumak.

düzensiz ama kendi içinde düzen barındıran bir hayat.
etrafımdaki insanları yorduğumu biliyorum ne yapıcağımı anında belirleyerek ama açıkcası ben de yapmaya başlayana kadar pek ne yapıcağımı bilemiyorum sanırım.
bir de az da olsa unutkanım sanırım. telefonumu sessizde unutmak huyum insanları delirtir oldu, ama kimse höt diyemiyor bile. sadece sitemler uçuşuyor havalarda o kadar.


o kadar haz alıyorum ki şu çalışmalardan, resmen bölüm içinde hoca kovalamak bile çocukluğumdaki ebelemece oyunlarının tadını verir oldu.


:)
neyse ben makaleye devam ediyim.
hoca 2.40 da çıktığına göre etüdümü iptal edip 2.40 da labda olayım :) 2 de gitmem manasız



ve bülent ortaçgil <3

senin tenin sıcak
benim içimde bir kedi.
..[
.i]


istanbul
hosting