|
19 Kasım 2009, Perşembe
saat: 00:38
yıne yokken bunları yazdım ıste...bır seferde atayım yıne....:)) siyah beyaz renkli bir düş yağmur ıslağı akşam kızıla vurdukça koparttım renklerimi bir bir, önce pembelerin vurdum yüzüne ağladılar bir süre. seslerini duydum hıçkırıyordu soğuk taş bir duvarın penceresinde. yürüdüm gittim..ardından mavileri harcadım. bozuk para gibi. lacivertlere dödürdüm turkuvazdan koyuya tenlerini. yanıyordular en son bir demirin tavında. turuncular sarılara toplu halde bir deniz dibine gömdüm. boğuldular sanırım. sarıydı az turuncuydu o gün deniz… ve yakamoz yoktu…anladım… yeşillere baktım uzun uzun ağladım. bakışlarımı kaçırdım… dokunamadım yine… yitirilmiş kuşaksız göğün altında. diyemeden çektim yağmur genzinde. gittim işte bak., biraz siyah biraz beyaz… kriter vuruşunun yağmur lekesine varışı Varoluş yokuşlarında kaybolmuş kayıp bir kent masalıydı bizimkisi, Anahtarı yitik ve metrajına sığmayan sessiz bir film prangasıydı ayağımızda tek gösterimlik, Aşk ağır bir kriter vuruşuydu toprağımızda, Vücudumuza mühürlenmiş bir yağmur lekesiydi, kritere inat Ve sağır sancılı bir hastane loşuydu umutlar.. Derin acıtan bir vazgeçişti işte, Çaresizlik millattan kalan bir alınyazısıydı, Kurşunu saplı bağrında, yitik bir askerdi yalnızlık, Savaşımızın bitmek bilmeyen acıtan aroması ve Kekremsiliğinin gölge düşen kararsızlıkları dudaklarımda, Siman,şarkıların kavrulurken bağrımda.. Hadi unut da..göreyim yüzyıl savaşlarının mevsimi yitik esir şehir mezarlıklarını...! ağıtları yankılanır karşı sırtlardan her gece mora karışırken musalla taşları..! ökçe okunun erosa vedası kaygandı sevmeler zeminimizde, ya da biz mi ele avuca gelmezdik.. ihtiyar bir banliyo treni gibi ağır aksak ilerlerdi zaman.. hiç büyümezdik keza.. çok parmak izi taşırdı, umut yırtığı anılar.. yamalanmış bir eski palto gibi şimdi eski denilen zaman.. ve duymaz olmuş kaynarcasına buhar çıkaran kalabalık izdiham.. sesimizin yağsız yenik vucudu yaşamımızda.. muğlak ve yalnız ve buğulu bir ökse otu.. bir yerlerde çamura bulanmış tek bir topuktu umudumuz.. bırakılmış ardımızda.. bir aşktan koparılmış.. tanımsız ve sağnak ve yalın bir ökçe oku... mitoz düşler bir ırmak gibi çarpıyordum yorgun taşlara, yorgansız gece gibiydi yanık yanılgılarımın hınzır düşüşü.. üşüyordum.taşıyordum.. baharın ustra ağzında keşmekeş, sarısına sarsık yapraklarım ve izleri.. bir kasım yitiği.. sayfalarımda, terkedilmiş yarım bir öykünün ayakizleriydi taşınan.. her kuruyuşumda, daha da yitirirdi renklerim son ezgisini.. ağlardım çehrende geceleri.. karışıtığın bulut yaralarını sararken mitoz düşlerime.. yoksayardım sevgiye dair her lehçeyi..sev-me-k.. çekimsiz bir fiil -di şimdi ezberimde.. sesi figan,sözü yangın... | ||
|
|
||