|
19 Kasım 2009, Perşembe
saat: 01:30
Pencerenin disinda lapa lapa kar yagmiyor ama yuregim bembeyaz. Oysa kalin govdeli, iri dalli agaclar kari ne guzel tasirlar uzerlerinde, degil mi? Benim yuregim ise tasi(ya)miyor. Ama kardan adami da seviyorum, ne faydasi var ki? Gozlerimin yesilinde kahverengi ve sari beneklerin oldugunu dusunuyorum. Yillar sonrasinin yurdum topragi ve onun renkleri.. Palyaco giysisinde gelen huzun, yorgunluktan fazlasini getiriyor. Kisinin kendi kendiyle konusmasi ve derin dusunceler icinden cikamamasi mengeneyi asma kilide takip sikmaya calissa da basaramamasi gibidir. Derin olmamakla birlikte Marmara barbunuyla Karadeniz barbunu arasindaki farki yakalayan kisi dusunuyor demektir. Yazdikca isin garipliginin farkina varilabiliyor. Yazmak insani hayrete dusuruyor, evet. Gomulmus seyler, uzeri ortulmus seyler, saklanmis seyler, soylenememislikler.. Sessiz, hicbir su kanalindan beslenmeyen, gizli, bagsiz, kendi icinde yasayan, tasmayan ama cekilmeyen ey deniz! Gidiyor muyum? Hosca kal. Kapiyi iyice orttum. Sizden usumuyorum. Ama yuregim hala bembeyaz cocugum. Bazi seyler hic degismiyor. Uzak cografyalara gonderilmek uzere dolma kalemim ile bembeyaz kagitlara dokunuyorum. Yine. | ||
|
|
||