19 Kasım 2009, Perşembe
saat: 02:21


İşten ayrıldıgımdan beri gündüz keyfini bana yasatmamakla kalmayıp gecenin 1-2-3 hatta 4 ünde bile devam eden altımızdaki inşaat çalışmasından; 2 gecedir sokagı cınlatacak sesim ve ciddi tehditlerimle, bugun elime gecen celenk kıvamında bir çiçek aranjmanı ve hacıbekirden baklava oldu...

İlk geceyi yüzlerini görmeden aşağıya bagırmak suretiyle durdurdugum ses apartman görevlimizin "benim hatrım için abla 10 dakika daha lutfen"(ne zaman koskoca Mustafa Abimin beni tube'luktan ablalıga gecirdiğinide o an düşünüp annemin ölümüne denk geldiğini kesfetmem sasırtıcıydı tabii) demesi ve benim dakika tutmamla tamamlamıştık.

Dün gece ise ses daha az olmasına rağmen yüzsüzlüğe dayanamayan bünyemin cuma son zille sınıftan fırlayan cocuklar gibi kendini alt kata fırlatması bir oldu...

Bir gece önceki tehditlerim patronlarıda gecenin o saatinde gelmeme karşı tutmuş... Benim gelmemle beraber apartman görevlisi abim yanında inşaatın sahibi patronlardan genç olanının hızla yanımda bitmesi bir oldu...

Başladık döktürmeye... özür kıyamet yok susturamadılar beni çok kibar betonun üstünde dolanan helikopter denilen canavarı susturttum...

Su anda saatlerimiz 01:46 yı gösterirken bugun gelen cicekle beraber alınmış izinle helikopteri dinliyorum...

Çukurova üniversitesinde "Türkiye'de girişimcilik" tartışıyor gencler seslerini duymuyorum ama ışıgı ekranı aydınlatıyor...

Aklım Sakarya ve Ankara'da hangisi olursa ne olur nasıl olur diye...

Mümkün oldugunca kendi kendime sessiz sedasız ancak ajite esprilerle dem vurdugum özlem bitmiyor anlaşılan...

Ama herşeydeki hayıra inanıyorum... Dört ayak üstüne düşenlerin şansının devam ettiğine bu kapıalrında bir şekilde o şansın devamı olduguna...

Herşeyin iyi olacağına inanıyorum... Ankara'da ki edebiyat dünyası, Sakarya'nın istanbul'a yakınlıgı kurcalıyor kafamı...

Neyse en azından en doğrusunu seçeceğine ve en hayırlısının olacağına dair güvenim; teslimiyetin rahatlığını bırakıyor ütü gerektiren buruşuk beynime...

Birde ben gidiyorum bu haftasonu günce görüşemeyiz bayramda...

gitmeden anneme gidicem...

Bir de fal baktılar bana Annemin adını verip selam söylememi istediler...

dondum bir an sonra "söyleyemem" dedim, adam dedi "ölülere selam edilmediğini nerden cıkardın..."

Ölülere selam edilir mi bilemedim... hatırlamıyorum ya da...

Neyse ölülerle ilgili çok konu varda şimdi karıştırmıyım iyice...

Velhasıl annemin mezarındaki gül açmıştı son sefer...

Pembe...

Gelelim sana...

Şimdiden burada ki dostların bayramını kutluyorum...
Bayram kutlamayan ama sevdikleriyle beraber olacaklara da sevdikleriyle harika zamanlar diliyorum...

Beni ihmal eden çok sevdiğim o çok özel üç kadına da dönüşte görüşelim artık diyorum...

Güncem sağlıcakla kal...








istanbul
hosting