|
19 Kasım 2009, Perşembe
saat: 14:32
İlk kez bir işte çalışıp bittiğini bile gördükten sonra, hem de herhangi bir kanal tarafından kaldırmayalı falan, uzun zaman sonra, sosyallik, mağaradan çıkıp yine başka bir mağarada kalmak gibi, şimdi perdeleri kapatıp, koltukta, tabii, bulaşıkları yıkayıp vitamini alıp ablayla görüştükten sonra, evet, bu koltukta oturuup, tab,, masayı sildikten sonra, yemekteyiz izliyorum. Yemekteyiz, bu kez hepsinden daha daha garip, tamamen içeride bir kokain kafası var. Ve nedense Duvarlarda Klimt, birinde kiss birinde daha yakın plan..Yeraltından gelmiş bir kız. Bir uzaylı. Muhtemelen Reyhan Karacayı kaçıranlardan biri. Diğerleri. Bir kaç gün önce, Filmde bir evin temasını klimt olarak belirleyen ve bir iki tanesini İkeadan alan Art direktör Elif, beni arayıp-bir sokak var aramızda, ama ikimizde tam olarak nerelerde yaşadığımızı anlamış veya anlatabilmiş değiliz-Şu anda, kamera şakasında mıyız acaba diye sordum yane diyen bir yarışmacının klimt posteri önünde konuştuğu ve bu koltukta oturan bu bene, bensiz kalmış, biraz akvaryumunu temizleyen beni arayıp kahve içelim diyor. Şöför arkası duvarında Vangogh resmi asılı bir belediye otobüsünde, az sonra kulağını kesecek bir kızın yanında, yine az sonraki durakta, tıpkı diğer tüm extralar gibi-2 prodüktör de dahildi ama onlar fluda, bense, aktris yanı dolayısıyla fazlasıyla netteydim- kızı o otobüste bırakarak aşağı inmekteydik. Benim o rölü oynayışım, aktrisin deri çantasını taşımak durumunda oluşum ve kamera arkasında herhangi bir yerde duracak yerimin olmamasaydı. Ümit Ünal muavin bölümünde, sahnenin ortasında, hop abicim tam mıydı öğrenci mi diyerek sürekli bölerek son sahneyi uzattıkça uzatıyordu. Neyse, tarihe öyle geçtiğimi düşünüyorum. Arkamda Amerika milli marşı çalıyor bunu düşündükçe. Başımda olmamış gurular gibi bir örtü, fare gibi otobüsten iniyorum. .... Birilerini arayıp, kahveye gidesim var. Biraz enke’yi anmak, hannoverli arkadaşlarla konuşmak var. Ama bu oda bu koltuk, vatan dedikleri bu kadarcık bir yer olsa, milliyetçi olurdum ve belki askeri bile olabilirdim, korumak için her şeyi yapan. Ama tabiiki, çabuk hamlamasam. “Police, adjektive” böyle yazılmıyor bile olsa güzel bir film. -Bu nerenin filmi? -tahmin etmek için yirmi dakikan var. -öyle mi? 11.dakika- bir bayrak görürüz. -Bu bir ipucu verdi mi? -Valla hiç tanımadım. Fransa mı? -Ooo. Yugoslavya? No? Bosna Hersek? No. Check republic? Eee? Litvania! No! 14.dakikada bükreş diyor film. Eyvah diyorum içimden, bükreş nerenin başkenti şekerim. Arnavutluk! Hem latince, hem slav gibi dili. Evet. Romanya romanya. Ha doğru. Ntv, mesela, gidiyor, koskoca vikipedyadan maddeleri aynı fontla copy paste yapıyor. Altında bir de isim var. Bu örnekte de gördüğümüz gibi , dünya değişiyor. | ||
|
|
||