|
20 Kasım 2009, Cuma
saat: 01:26
acayip bir konuşma isteğim var 2-3 gündür. dayanamıyorum. her şeyin akışında olmasına da, her şeyin sorunlu olmasına da dayanamıyorum. çocukken yirmi yaşından sonra herkes bir anda olgunlaşıyor sanıyordum. kimsenin olgunlaştığı yokmuş. sadece kabulleniyormuş insanlar. ben de kabulleneceğim her şeyi. ama hala o zaman gelmemiş. çevremdeki bi çok insanın da gelmemiş sanırım. bence her şeye alışmamız için daha 1-2 senemiz var. sonra işte o çocukluk algımla olgunluk zannettiğim hissizliğe ulaşacağız. ya da hiçbir şeye alışmamayı seçerek tamamen plansız bir hayat planı yapmam gerek. plansız bir plan. eskiden istediği düzeye gelebilmiş bir beynin sonradan yaşadığı tatminsizlik bu. yaşadıklarından gördüklerinden tatmin olmama. beklentilerin hayatla aynı yönde olmaması. çalışmak istememek, sabah kalkmak/akşam yatmak istememek, ilişkilerin istediği yönün dışına çıktığını görmek istememek, bir anda olabilecek bir şeyden çok daha fazlasını istemek. bir anda birden fazla yerde bulunabilmeyi istemek, bir anda hiçbir yerde bulunmamayı istemek, her şeyi içine atmak, daha sonrasında iki katını dışa yansıtmayı istemek bu. ne sebeple mutlu olacağını bilememek, hayattaki amacı sorgulamak, bulmak, mevcut yaşamla kıyaslamak, ve yine tatmin olamamak. bir çok şeyin yalnızca bana bağlı olmadığını algılamak, ama aynı zamanda her şeyin mümkün olduğunu bilmek. bile bile ergen yazıları yazmak. cümle bile olmayan, sadece kendi kendime söyleyip algılamak zorunda hissettiğim kelime birleşimleri. her günün bir başka günü hatırlattığı söylenir. ve senede her günün bir kokusunun olduğu. ben her günü bir başka güne benzetmiyorum. ama kesinlikle bugün, daha önce yaşadığım bir günle aynı kokuyordu. bu düşündüklerimi her gün her an düşünmüyorum, zaman zaman bazı şeyler diğer bazı şeyleri hatırlatıyor, açığa çıkarıyor. mesela karar verdim ‘i dinliyorum şu anda. kendimi aylar öncesinde hissediyorum. birikiyor düşünceler. zamanla eriyor, suyun içinde şekerin eridiği gibi. yok olmuyor, sadece görünmüyor o kadar. tutamıyorum kendimi. olgun bir insanın yapması beklenecek standart davranışlarda bulunamıyorum. bulunmayı denediğimde kendimi o kadar yapmacık hissediyorum ki hemen beni iyi bilen birine bu yaptığımı anlatma ihtiyacı hissediyorum. bu da saçma. haftaya çalıştığım yer değişecek. hayatta küçük bir değişiklik olacak. hiçbir şeyi değiştirmeyecek bu değişiklik. belki sonra her şey değişecek hayatta. ama bu da hiçbir şeyi değiştirmeyecek. düşündüklerim değişmeyecek çünkü. en fazla düşündüklerimi düşünmeye alışmamdan dolayı hissizleşmiş olabilirim ileride. olmasını beklediğim şey de bu sanırım artık. sonra her şey daha rahat olacak. daha iyi ya da daha güzel değil. sadece daha rahat. | ||
|
|
||