20 Kasım 2009, Cuma
saat: 03:20


seni nasıl sevdiğimi anlatabileceğim kelimelerden çok uzaktayım şimdi. yalnızca üç beş şey kekelemekten öteye gidemez demek istediklerim, çünkü yokluğun harç olur varlığına gelir boğazıma kurulur, nefes alamam. güneşli bir gün müydü, hatırlamıyorum. seni gördüğüm mekan pek tanıdık değil. şimdi gözlerin bir gün batımı kalmış aklımda, gideceğini belki de ta o zaman anlamalıydım. usul usul gelmişti tüm dünya ve gökyüzü masmavi. havada garip bir koku serin esen rüzgar ve yalnızca baharın sesleri vardı kulaklarımda, yaza uyanan. huzuru yaşadığım anlardan biriydi, kelimeler ağzından dökülürken, sesini hiç duymadan gözlerinde kırmızı bir gün batımını izleyişim. belki bir kaç kez gülmüş sana cevap vermiş bir sigara yakıp dumanını içime çekip hızlıca, atıvermişimdir, ayaküstü. ılık bir bahar sabaho gibiydi şimdi hatırlarım, dünya üzerinde hiç yaşanmamış mevsimlere ait bir güneş ve o gün esen rüzgar ilk kez esiyordu dünyada, emindim. ilk kez dudak görürcesine bakıyordum dudaklarına ve ilk kez bir insan görmüşcesine afallamış kafamda varlığına methiyeler düzüyordum, inanamamazlıkla. sen görmedin, ben o sigarayı bedenimde söndürdüm, kabusumdan uyanmak istercesine çünkü beni sevmeyen bir adama ve asla sevemeyecek olan bir adama içimin ılık ılık aktığını hissediyordum. gözlerinde gün batımı vardı seni ilk gördüğümde ve nefesin bir ilkbahar yağmuru kokuyordu, teninden yayılan ıslak toprak kokusu içime işliyordu ve sen üç beş kelime konuşuyordun, ne cevap verdiğimi asla hatırlayamadığım sorular soruyordun, gülüyordun.
umursamaz tavırlarında bir çekingenlik gözlerinde bir korku vardı, benim gözlerimde asla farkedemeyeceğin korkunun yalnızca bir kısmı kadar. anlatıyordun ve ben seni dinliyordum kendi içimde. ellerini izliyordum, sonra kollarının hareketlerini, kelimelerin dudaklarından çıkarken nasıl kavislendiğini ve sigarayı nasıl içtiğini.
güneş ilk kez doğuyordu o gün ve ben ilk nefesini almış bir bebek gibi ağlamak istiyordum karşında hıçkıra hıçkıra, ve sıklıkla duman kaçıyordu gözlerime,ağlıyordum.

seni nasıl sevdiğimi asla anlatamam sana. üç beş anlamsız kekelemeden başka birşey çıkamaz içimden çünkü sen benim için güneşin doğduğu yerdin, ve bu gezegende güneş doğmayalı kaç gün oluyor bilemiyorum çünkü henüz uyanamadım binyıllar öncesine bıraktığın uykudan, ve hergece yeni bir basamak sunuyor önüme düştükçe daha da derine inebileceğim.


istanbul
hosting