|
20 Kasım 2009, Cuma
saat: 20:14
17.11.2009 hayatımızda bu güne kadar yaşadığımız belki de en acı gün... Tam bir İstanbulluyu , Atamızı görmüş belki de en son insanlardan birini , bilgisiyle kültürüyle modernliğiyle herkesi kendine hayran bırakan nur yüzlü temiz kalpli iyilik meleği dedeciğimi kaybettik. Annem ve abimin pazartesi akşamı TESADÜFEN yanına gittiği, tüm akşam gülüş cümbüş muhabbet ettiği ssabah kahvaltı edip kahve içtiği , ayrılırken sıkı sıkı sarıp arkalarından el salladığı dedeciğim hiçbir rahatsızlığı yokken birden hastalandı ve topu topu 4 saatte bizlere veda etti. :'( Sadece 4 saat... Sadece. Acı çekmeden yataklara düşmeden kimseye zahmet vermeden... Dedeciğim.. Seni çok özlüyorum :( Küçükken yemek yemiyorum diye ellerinle yaptığın patates püresini yine o güzel ellerinle yedirdiğin günleri özlüyorum. Beni okula götürüp getirdiğin günleri özlüyorum. Kardan adam yaptığın günleri bahçeyi sularken beni ıslattığın günleri... Beni sigara içerken gördüğün o gün herkes ağır tepkiler verirken sen ''görmedim ben bişey '' diyip gülümsemiştin. Nasıl da mahçup olmuştum :( Ne kadar içten sarılırdın ne kadar candan gülümserdin bize... :( Şimdi eşin iki kızın üç torunun ve damatların seni o kadar çok özledi ki :((( Camiye gittim , yıkanmadan önce gördüm dedeciğimi... Yüzüne dokundum yumuşacıktı sevdim okşadım dedecim gitme dedim... Soğuktu üşümüştü. Dedem çok üşürdü. Sırf o üşüdüğü için artık sobayla uğraşamadığı için klima taktırıp doğalgaz döşetmiştik evlerine... Ah dedecim... Seni çok ama çok özleyeceğiz. Biliyorum ki mekanın cennet olacak. Daha önce belki söyleme fırsatı bulamamıştım ama şimdi de duyacağını biliyorum. Dedeciğim seni çok ama çok seviyorum... | ||
|
|
||