21 Kasım 2009, Cumartesi
saat: 05:45


Bütün gece konuşcak birine ihtiyacım vardı, ufaktan sokulduğum herkes değişik tepkilerle gerçi çevirdiler beni...
Oysa sadece ağlamamak için zorluyordum...
Geyik yapıyım, kafam dağılsın istedim, herkesin bugün fazlasıyla işi vardı...
Onuru bekledim, gelmedi...

Sonra bende ağladım, ama çok ağladım...
Ersoy geldi bunun üzerine ağlama kardeşim dedi, Allah kapılarını açacak sana, umudunu kaybetme dedi...

O sıra girdi içeri ve Ersoyuda iğrençliğine tanık bırakarak gitti...

Mutsuz bir birey olma yolunda ağır adımlarla ilerliyorum. Herşeye rağmen kendime birşeylerden pay biçip mutlu olmaya çalışıyorum...

Ben ufacık şeylerle bu kadar mutlu oluyorken anne;
Neden bu kadar büyük sarsıntıyla beni o siyah,soğuk,karanlık,ıslak ve derin kuyuya atmaya uğraşıyorsun...
Neden seni sevmek gibi bir seçenek varken kendinden bu kadar iğrendiriyorsun.

Anne-kız ilişkileri, sıcak bir aile ortamı...
Birlikte geçirilen o şahane dakikalar...

Ah nasıl büyük özlem içimde...

Yorgunum günce hayatın alıp vermediklerinden çok yorgunum...

Her sabah uyanmak istemediğim bir hayata, kendimi uyanırken görmekten çok yoruldum...

Kavgadan, gürültüden, küfür etmekten, huzursuzluktan, boğazım yırtılana kadar bağırmaktan, kapıları çarpmaktan çok yoruldum...

Islak yastıkta uymak zorunda olmaktan yoruldum...

Herşeyin daha bu kadar başındayken mücadele etmekten korkmaktan yoruldum, beni anlaymazsın, hiç yorma kafanı...

belki bunu anlarsın;

Vermekten korktuğunuz kadar, almaktan da korksaydınız ey insanlar!
ben bu kadar yıpranmazdım...

istanbul
hosting