|
21 Kasım 2009, Cumartesi
saat: 18:19
yıllar sonra yeniden.. aslında başka bi sitede yazdığım kısa hikayelerin reklam ajansları tarafından araklamnasından ötürü müdür nedir uzun zamandır hikaye yazmıyodum.neden olmasın ki? şuraya bi tanecik yazıveriyim spontane :)bakalım hala formda mıyım.. uzun yıllar yaşayamamış o kız..çok aşık olmuş zamanında..öyle ki ömrünün geri kalanında bi daha tadamamış o duyguyu..hayat mı? ne çok hevesi varmış oysa..görmek istediği çok yer..tanımak istediği ne çok hayat..tatmak istediği birsürü meyve..hayal kırıklığı dolu bomboş bi hayat..ve birgün evine gideken bulmuş ölüm onu..yolun karşısına geçerken köşede bi kamyonun ezdiği küçük köpek yavrusuna takılmış gözleri.ne çok üzülmüş o an..sonra donuk gözlerine konmuş bir karasineği farketmiş..tam da ondan tiksindiğini düşünürken tüm öfkesini o kara sinekten çıkarırken sanki o küçük köpeğin sorumlusu oymuş gibi; işte tam da o sırada... büyük bi gürültüyle sarsılmış omurgasındaki tüm sinirler.kafasını çevirdiğinde kendisine hızla yaklaşan otomobili farketmiş.aslında hızın aksine o kadar yavaş ilerliyomuş ki hadi artık geliceksen gel diye geçirmiş içinden..öleceğini anlamış ama hareket edememiş bir türlü. son nefesini ciğerlerine çekerken garip bi şekilde ölümü değil kendisini öldüren adamın kim olduğunu düşünmüş..keşke o olsaydı demiş..keşke senelerce önce aşık olduğu adam onu böyle bi trafik kazasında öldürseydi de mutlu ailesi ile birlikte hayatı boyunca vicdan azabından ölmekten beter yaşasaydı..böylece hayatının intikamını alır mıydı? aslında o adamın kendisini sevmemekten başka hiçbir suçu olmadığını biliyomuş..unut gitsin demiş..ne farkeder..bak bitiyosun..gidiyosun.... ve gözlerini açtı bizim küçük kız şimdi...ne kadar garip bi görüntü bu? nerdeydi? sanki yıllar önce asırlar önce yaşanmış bi trafik kazasıydı son hatırladığı..ama şimdi? rengarenk ama flu bir ekrana bakıyodu sanki..anlam veremedi başı dönüyodu sersemlemişti. heralde öldüm başka bi boyutta falanım dedi..görüntüler netleşmeye başladıkça karanlığın içindeki o rengarenk parlaklıkların vitrin ışıkları olduğunu farketti.ama neden bu kadar devasa? ne olduğunu anlayamadan şiddetli bir rüzgar esti yüzünü yalayarak ve büyük bir karartı geçip gitti yanından..karartıya dönüp onun kocaman bir insan olduğunu anladığında görüntüler tam anlamıyla netleşmişti artık.yarabbim! nerdeyim ben! öldüm mü? o zaman nasıl nefes alabiliyorum? neyim ben? nerdeyim ? burda herşey neden bu kadar devasa? sonra içgüdüsel bi şekilde ayalarının yerden kesildiğini ve sırtındaki kasların çalışmaya başladığını farketti. çömeldiği kayadan havalanırken allahım uçabiliyorum!? diye başırdı istemsiz bi şekilde..korkuyodu ama düşmekten değil..ne olduğuna anlam veremiyordu..sırtında büyük kanatlar ve kol ve bacaklarının arasında ikişer tane daha kol (yada bacak)olduğunu farketmişti..bi canavar mıydı artık? bi zebani? bi melek? yaratığa mı dönüştüm yani? ölümden sonra yaşayacağım hayat formu bu mu? bi canavar ? kendini ileri doğru itmesiyle havada süzülmeye başladı. sanki kırk yıldır uçuyordu da vücudunu nasıl kontrol etmesi gerektiğini öğrenmiş gibiydi..herşey tanıdık ama devasa boyutlarda.. karşıdaki mağazanın virtinine doğru yöneldi..kimse onu farketmiyo muydu? neden korku içinde çığlıklar atıp kaçışmıyolardı ki? beni göremiyolar sanırım. bi çeşit görünmezim heralde? dedi içinden. vitrinde duran aynalara gözü takıldı. tamam hazırım.. bakalım görünmez miymişim? aynaya yaklaştıkça önünde büyüyordu ayna..kocaman bi bina gibi..ve o görüntü...nefesi ciğerlerini yırtacak kadar büyük bi güçle gerildi sanki..korkudan dehşetten titriyodu bütün kemikleri sanki..vücudundaki bütün tüyler irkilmişti...evet bi yaratıktı artık..çirkin tüylü korkunç bi yaratık...ben miyim? dedi.. bu ben miyim? şu gördüğüm koca korkunç beden benim mi artık? kendi boyutlarının farkına vardığında artık herşeyi anlamıştı..o küçük bir karasineğin bedeninde bir sonraki ölümüne kadar hapsolmuş hayatı düş kırıklıklarıyla geçmiş aptal bi kızdı artık...acaba ölümlü müydü hala? sonsuza kadar böyle mi kalıcaktı yoksa?!... çığlıklar attı aynaya takılı kalmış gözlerindeki dehşeti gördükçe....sonra oraya yığıldı öylece...yorgun..şokta...kimsenin tadamayacağı bi düşüş hissiyle ruhunda...gözleri karardığında bunun bi rüya olası için dua ediyordu..ne olur..ne olur allahım!.... küçük sinekçik uyandığında sızıp kaldığı yerde değildi..farketmeden konduğu yerin bi adamın arabası olduğunu anladığında artık vitrinin önünde değil arabanın üzerinde bi otoyolda hareket ediyodu..ama pençeleri yada onlar herneyse onun rüzgarda uçup gitmesini engeleyecek kadar güçlüydü..derin derin nefesler alıp esen rüzgardan,kendine gelmeye çalıştı..araba durmuştu. içinden çıkan adam evinin önüne gelmiş arabasını parketmişti bile..doğruca omuzuna yöneldi küçük sinek..konduğu anda burnuna gelen keskin parfüm kokusu hoşuna gitmişti..çekici dedi içinden.. sonra bi kahkaha patlattı alabildiğince yüksek sesle.. nası olsa onu duymuyolardı..bir kara sinek bir erkeğin kokusunu çekici bulmuştu..eve girdiklerinde adamın yanlız yaşadığını hemen farketti. ayakkabılarını çıkarmıyor elindeki pozetleri tezgahın üzerine öylece bırakıyordu.. hem evin haline bakılırsa bu adam evde pek vakit geçirmiyordu... adam doğruca banyoya yöneldi.. omuzundaki sinekçikten habersiz..yine mi ayna! dedi bizim kız..şuna bak! bi de yaşarken nekadar çirkin olduğumu söyler dururdum..şu halimi tahmin edebilseydim heralde güzelliğimin kıymetini bilirdim dedi.. sonra adam aynanın önüne geldi..gözlerini görür görmez bizim sinekçik öylece kalakaldı.. siyah parlak ve derin bakan gözleri vardı adamın..teni açık ama saçları da gözleri gibi siyahtı adamın..yüz hatları çok düzgün ve üzerine konduğu omuzları geniş ve şekilliydi.hayran hayra bakarken bizim sinekçik,adam onu farketti. kaşlarını çatıp gözlerini kıstı tam eliyle omuzuna yönelmişti ki kızın sırtındaki kanatlar birden açıldı ve son hız havalanıp duş kabinin üzerine kondu.. nefes nefese kalmıştı,korkudan kalp atışlarının sesini bile duyuyodu..planlamamıştı kız bu hareketi.. sanki içgüdüsel olarak hissetmiş ve kurtarmıştı kendini..adam ona bakıyodu hala..ama oraya ulaşıp onu öldüremeyecek kadar da yorgundu.. aynada yüzüne tekrar odaklandı ve kendine şöyle bir baktıktan sonra üzerindekileri çıkarmaya başladı..wuu dedi küçük sinekçik..biraz bekleyemez miydin? daha saniyeler önce ölümden döndüm! şimdi çıplak bi adamı dikizliycem insaf et! dedi..inanamıyordu şu son bikaç saattir yaşadıklarına.. hala rüyada olduğuna inanıyordu..o zaman tadını çıkar diye telkin etti kendini..adam üzerindekileri bir bir çıkarırken kız hayranlığını gizlemeye calısıyordu kendinden..ince yapılı ama kaslı bi vücudu vardı..şekilli..vay bee dedi sonra gülme krizi tuttu yeniden.. bilinç altında bu kadar sapık bi kişilik mi taşımıştı bunca zaman?! ya da yeniden aşık olacağı adamı ölüp bi karasineğe dönüştüğünde mi bulacaktı!! hiç adil değil!! adam duşun musluğunu açtı ve suyun ısınmasını bekledi..her hareketini dikkatlice izliyordu bizim sinekçik..kısa siyah saçlarına parmaklarının gidişini,kol kaslarının hareketlerini..nefes alıp verirken göğüs kafesinin nasıl genişleyip indiğini..tüysüzdü vücudu..olması gerekenler hariç..bir de kendine bak! dedi sinekçik..daha ne kadar çirkin olabilirsin ki? bütün vücusun sık ve iğrenç tüylerle dolu...birsürü bacağın var..iğrenç kara bir yaratıksın! sinek! karasineksin sen! insan bedenini ne kadar özlediğini ve aslında onu nasıl sevdiğini farketti sinekçik.sonra yeter! dedi kendi kendine..napıyorum ben? burda durmuş elin adamını dikizliyorum duşta! salak sinek seni! kimdir nedir acaba? bu kadar hoş bir erkeğin birsürü kız arkadaşı vardır..hem ne farkeder artık insan ile değilsin ki.. uzaklaşıp adamın salonuna doğru ilerledi..belki ona ait bşeyler bulurum dedi kendi kendine..kocaman bi kitaplığın önünde duran masaya doğru uçtu..yakınlaştıkça üzerinde duran beyaz zarfı farketti..hah tamam! orda bişeyler yazıyodur mutlaka..bakalım kimsin sayın yakışıklı? zarfın üzerine konduğunda hiçbirşey yazmadığını farketti..sadece bir logo ve bir banka ismi..şansa bak! zarf ters durmuş! çevirmek için çok fazla güce ihtiyaç var...herneyse dedi..ne farkeder ki.. ters giden birşeyler vardı ama..birden bire yine o omurgalsını titreten hissi duydu.. binlerce tüyü diken diken olmuştu..sırtındaki kaslar harekete geçmeye hazırlanıyorken kafasını kaldırıp o büyük karaltıyı gördü...olamaz..yine mi...neden ben??!! raftan düşen kalın bir kitaptı karaltının sahibi...hızla üzerine geliyordu..kaçacak zamanı olmadığını farketti..kemiklerini sarsan o acı.. ve yine kararan görüntü..bu sefer öldüm... bu sefer gerçekten öldüm......... büyük bir uğultuyla çınladı kulakları..keskin bir acı..güçsüzce inledi gözleri kapalı..ama dur bi dakika? sesi? sesini duyabiliyodu! ölmedim! ölmedim işte! gözlerini açtığında o siyah parlak gözler burnunun dibindeydi..endişeli bakıyorlardı..hadi canım!! yaralı bi sineğe şefkat mı gösteriyor ev sahibi? sonra gözlerin arkasına baktı..yıldızlar? gökyüzü? parmaklarını kıpırdattı.. parmaklar? ellerim var! döndüm! döndüm di mi? ...anlam vermeiyordu olanlara.. başı çatlıycak gibi ağrıyordu..sonra o ses.. adam eğilmiş gözlerinin içine bakarak 'iyi misin?' demişti..'iyiyim'..doğrulduğunda yolun ortasında uzandığını ve ölmeden önce kendisine çarpan arabayı farketti.bikaç insan etrafına toplanmış meraklı meraklı bakıyolardı.. 'korna çaldım ama farketmediniz.bi yerinizde bişey var mı? kanama yok sadece bayıldınız heralde'...kız dinlemiyordu bile..ölmemişim..rüyaymış...rüya! beyni ona bi yun mu oynamıştı? kazadan önce gördüğü son şey.. bir kara sinek.. ve o adam? ...hadi canım...doğruldu ve aağa kalktı..etrafına bakındı şöyle bir..artık emindi ölmemiş ve asla bir kara sinek olmamıştı..asla? bilmiyordu...bildiği tek şey normale döndüğüydü..sevinçten ve şoktan doğru dürüst konuşamıyordu bile..adama dönüp baktı.. banyosunda dikizlediği adamdı.. ona çarpıp bu kabusu görmesine neden olan adam... 'gerçekten iyi misin? doktor çağırmamı ister misin?' dedi..'hayır,gerek yok iyiyim ben' dedi kız.dalmışım arabanın geldiğini son anda farkettim..kalabalık kendi arasında konuşuyordu.kimileri ona allah korudu kızım! çok şükür bişeyin yok! gibi şeyler söylüyolardı.umurunda bile değildi etrafındaki gürültü..adama kitlenmiş öylece donuk donuk bakıyordu.. adam da ona bakıyodu ama artık endişeli değildi..gülümsedi yavaşça..kız da güldü.. 'türk filmi gibi..' dedi çocuk.. kız gülümsedi tekrar 'türk filmlerinde karasinekler yok..' 'ne? nasıl yani? karasinek?' adam anlam verememişti...... 'boşver...' 'evine kadar bırakıyım seni.istersen bi hastaneye de gidebiliriz.' 'iyiyim..günde üç kere ölecek kadar bahtız değilsem tabi' dedi kız... bahtsız demişken...bhatsızlığına şükredeceğini nerden bilebilirdi ki küçük karasinek.. tüylü iğrenç çirkin karasinek.... | ||
|
|
||