|
23 Kasım 2009, Pazartesi
saat: 21:06
"Beyinden yayılan elektrik sinyalleri kafatasına bağlanan alıcılarla ölçülebiliyor. Elektroensefalogram (EEG) denen bir aletle ölçülen bu sinyallere "beyin dalgaları" deniliyor. Esas olarak 4 tür beyin dalgası var. Bunlar alfa, delta, teta ve beta ilk bulunan beyin dalgasına, Yunan alfabesinin ilk harfi olan alfa deniyor. " diye devam ediyor artikel. dün bunlardan hangisi bilmiyorum da bir tanesi manyadı. dönüş yolunda olanlar şöyle -ama sırasıyla değil: sesler arttı. herşeyi tekrar ve tekrar gözlemliyordum. sonra otobüs durağına bir aile geldi ve aileden tiksinti falan gibi bir şeyler titreşti. anne 130 kilo civarı, kenarından fışkıran saçlarını umursamayan bir başörtü başında, ağzında bir şey çiğniyor da çiğniyor. baba hühühüüh diye gülerek -bu sesi mümkün olduğunca gırtlaktan verelim- 3 yaşlarındaki oğlunu yakalayıp sarsıyordu sevgiyle. ama o sevgiden de tiksindim mi irkildim mi öyle bir şey. gözleirmi kadından alamıyordum. gayet görgüsüzce ama umursamaz göründüğümü sanarak kadına göz atıyordum habire. kadın ağzı açık "nıyan nıyan niyan niyaağn" sesiyle temsil edilebilecek bir şekilde ağzında bir şey çeviriyordu. çiğniyor muydu? öyle ifade etmek eksik olur. niyan niyan niyan. bir yandan da tam bir orta sınıf bilgeliğine sahip bu kadın çocuğuyla ilgili bilmiş bilmiş konuşuyordu. arada niyan niyan niyağnn. "bir daha sınıfa götürmicem bu çocuğu -niyan niyan niyaağğn- hemen hasta oluyor -niyan-" ismek kurslarından birine gittiğini farzettim. dikiş falan olabilirdi. niyan. baba hühühühüüh gügüüggü seslerine devam ederek çocukla oynuyordu. kadına lâf yetiştirdi mi hatırlamıyorum. sonra çocuğa odaklanmaya çalıştım. yanıbaşımda belirmiş bu manzarada sempati duyabileceğim bir şeyler olmalıdır umuduyla yaptım bunu. ama olmadı. çocukta bile beni irrite eden bir şeyler vardı. sonra birkaç kez bakındığımdan olsa gerek bir seferinde kadının suç üstü yakalanmış gibi bana baktığını fark ettim. elini ağzına götürmüştü. az önce emmeye başladığı şekeri yere atacakmış meğer. böyle baş parmağı ve işaret parmağı ağzındaki bonbon şekere uzanmış şekilde kalakaldı kadın ben bakınca. kafamı çevirdim tekrar. ah ne kadar da burjuva burjuva onları aşağılıyordum. kadının şekeri çıkarıp yere attığını anladım hareketlilikten. çocuğa baktım ve tekrar uyuz oldum. ıyy oldum. sonra kafamdaki bu hareketliliği saçma bulup düşünmemeye çalıştım. nereroroyor? yazmin saçmalama nereroroyor? neyse. sonra otobüste karşıma bir başka aile oturdu. anne soonn derece asabiydi. dün biri tvitte şeyetmişti froydun mu aynıştaynın mı birinin lâfı: eğer ailemiz bizi severse onları umursamayız. ama sevmezlerse bir ömür boyu onları önemser ve neyse buraya bir onbeş dakka girdi gaddemit, unuttum diyeceğimi. yalnız şunu diyeyim, eve girmek üzeri markete gidip dönerken, yolumun üstündeki kediye tekme atıyordum az kalsın. niye? hiçbir sebebi yok. sebepsiz vandallık. vandallık da değil de doğrusunu sen bul. normalde o hayvancıklara sarılıp uyuyası bir insanım bunu da not düşeyim. beynim dalgalarına bi tane koyacam o olacak. | ||
|
|
||