|
26 Kasım 2009, Perşembe
saat: 19:48
Madde bağımlısı olmanın en güzel tarafı asla tam bir bağımlılık içinde olmamak, maddeye bile kuşkuyla yaklaşmak, hadi ordan demek, onun sana dediği daha büyük hadi ordandan sonra, hmm, demek öyle demek, biz havamıza bakalım hacı. Berlin bu kez hatırladığımdan daha çıplak, ağaçlarda ne varsa şimdi ıslak yollara dökülmüş. Sürekli bir hüzün üzerinde yürüyor almanca. Sırtımdan soğuk terler boşalarak, eski kalanları karşılıyorum, her yerde biraz umut, braz tamamlanmayan sesler duyuluyor. Durup durduk yerde bir kazak ördüm ve bir Derya Baykal değişiyle, bunu da dün gece yatakta ördüm. Bir kadın yatakta örgü örmeye başladığında kariyeri başlıyor. Her ertelenmiş selam veya veda, sonra önümde bir vicda, bir ölüm veya bir sonbahar şeklinde duruyor. Ne kafası karışık insanlar, nasıl da her şeyi yerli yerinde yapıyor, ya kapıları ya kafaları bırakmak lazım. Ya onlar ya ben ölmem lazım. Ya bu gramer ya gramer değişmek lazım. Gramer bana ve bana karşı. Sezyum da bir haber izleyip, nasıl da köpükler saçarak birbirine bunu nasıl gösterirsin buraya kardeşim diyen bir gru adamla önce kafamda snra sevgilimde sonra online sonra telefonda şimdi bunları yazarken kavga ettim. Hiçkimseyle, ne de uzun süredir kavga etmedim. Setteki Halile bir sende üslup sorunu var dedimdi de, sonra vicdanımla kaldığım bir kaç gecenin acısını onun diğer bir adama dönüp, ne sorunum varmış diyişi bile hafifletemedi. Yine vedat türkali okuyorum, oğluyla buluşarak bir güzel umut sabahı belki film çekecek gibi olduğumuz o kafenin önünden geçtik. Keşke hiç ölmese vedat türkali veya yazsa da ordan yollasa. Güvenden sonra bu ne lan, cep kitabı mı bu diyip biraz sinirlendim. Ama yine de doksan küsür yaşında, ve tavukçuyu iyi bilen kaç yazar kaldı şunun şurasında, bir de babam, o da.. | ||
|
|
||