|
28 Kasım 2009, Cuma
saat: 00:10
"Yanıldın ahbap. Ne yaparsan yap: Ne bu kentten ne de Amalia'nın dırdırından kurtulabileceksin. Tenine yapışmış bu. Teninin her değilinden yetersizlik kokusu yükseliyor. Bak kendine, bak etrafına. ... İstediğin kadar kılık değiştir, neysen o kalacaksın: Kenar mahalleli... Ceket giymişsin, boynuna ip geçirmişsin, ne yazar!" Şairin Ölümü / Michel del Castillo Birkaç ayda bir gazete okuma fobisi geliştiriyorum, kronik bir fobi bu. Bayiye gittiğimde önümde 20 çeşit gazete duruyor, bunların 15ini "arka sayfa güzeli" yüzünden direkt eliyorum, 2sini arka sayfa fetvası yüzünden eliyorum, birini iflah olmaz orta yolcu, ıkınmalı apolitik tavrından eliyorum, geriye kalıyor iki tane, onları da artık paranoya ile okuyorum. Haber edinmek için okuduğum kaynağın ağzı varmış gibi davranmak, yaşadığını hissetmek bazen gerçekten ürkütüyor beni. Bugün okuduğum gazetede, dünkü gazetelerin 25 kasım kamu genel grevi mevzuunu haber yapış biçimlerinin bir özeti vardı. "Hah" dedim görünce bu kısmı. Sapla samanı ayrıma vakti. Haberi okuduktan sonra başıma ağrılar girdi. Bu kadar gün yüzünde gerçekleştirilmiş kolektif bir eylemi takip edebilmek için aynı anda 81 şehirde olmak gerekmiş meğer. 9-10 gazete vardı bahsi geçen, 9-10 ağız vardı konuşan. Kulaktan kulağa oynamış gibi! Bu yüzden haber almak istediğim meseleleri görece daha yansız olan dış basından ya da bildirilerden, birinci ağızlardan, fotokopi fanzinlerden, sokaktan öğrenmeye çalışıyorum. İnsanlara güvenmeyi çok istiyorum. Ama yanılıyorum ahbap. Burası dünya. | ||
|
|
||