|
29 Kasım 2009, Pazar
saat: 15:09
House dolu günler geçiriyorum. Şikayetçi olmamakla beraber isteyeceğim başka şeyler de olabilirdi günlerimi değerlendireceğim. Ama onlar da gelecek nasılsa. House demişken sevgilinin ikinci sezonun finalini izlemeden altıncı sezona kadar gelmesi komik değil mi? Bi de diyor ki üçüncü sezonda bi şeyler oluyor ama hiç söylemediler, anlamadım =) O bölümün varlığından bile haberdar değil, hem de o bölümün yani, neler neler oldu. =) Onun dışında şu evden çekip gitmek istiyorum bir an önce. O kadar sıkıldım ki. Her gün o bağırışları duymak zorunda kalmaya dayanamıyorum. Eskiden olsa umursamazdım ama katlanamıyorum artık o sesleri duymaya. Madem bu kadar dayanılmaz oldu her şey, ayrılın ya, biz de kurtulalım siz de kurtulun. Bu kadar zorlamak niye? Ne ben her gün o sesleri duymak zorunda kalayım ne de siz birbirinizi çekin daha fazla. Zaten evlilikle alakam yoktu, iyice soğuttular bu düşünceden. Umarım bu konuda sadece konuşmakla kalmayız, onlara benzemek istemiyorum çünkü. Birbirlerine tahammülü kalmayan insanlardan olmak istemiyorum. Bir yandan kanlar dökülüyor, bir yandan adı bayram oluyor. Ne harika değil mi? Gecenin ikisinde Haytap bana o maili gönderirken bana neler yapacağını düşünmemiştir tabii ki. Bizim evde bu bayram günlerinde haberler izlenmez mesela. Ama o maille her şey bozuldu. Ne kadar kaçmaya çalışsam da mutlaka yakalanıyorum bi yerlerden. Aciz olmak zaten sinirimi bozan, gece gece oturup ağlamama sebep olan. Çıkıp hangi birini durdurabilirim ki? Toplantılara katılmakla olmuyor bu iş. Senin kurtarabildiğin barınaktan bir kedi. Anca oturup ağlarsın sonra da. O adamın canını da sen almak istersin. Kaçarken bacaklarını kesmek. Plana gerek mi var, yapmış işte. Ha bir de gülümsemek, en önemlisi. Tamam kesiyorsun hadi bi yere kadar susarım da, işkence niye. Sonra planı uygulamaya geçsen katil olursun. En iyisi susmak. Son olarak Rüştü'yü her yerinden öpmek istiyorum ama. Sinirim bozuk ya tek nedeni bu. | ||
|
|
||