|
30 Kasım 2009, Pazartesi
saat: 17:12
yiye yiye upuzun tatili bitirdik. yarın iş var. güzel bir bayramdı bence. doğumgünü, aile ziyareti, eski arkadaşları görmek falan derken epey bir sosyalleştim. tatilde eski yeni bir sürü arkadaşı gördüm ama 2 tanesi gerçekten içimde bir şeyler titretti. birini 6 aydır, birini 3 senedir görmüyordum. ikisinin de hikayesi uzun biraz da anlatmak istemiyorum ama şu var farkında vardığım. diğer insanlar nasıl mutlu oluyor, nasıl mutlu olabiliyor diye tuhaf tuhaf bakıyorum bazen. anlayamıyorum. bazen onların 10 katı mutlu olduğumu bazen de mutluluğa çok çok yakın olduğum halde bir türlü yakalayamadığımı düşünüyorum. zaten mutlu ve mutsuz olmak birbirinin zıttı da değil. ikisi saniyeler farkıyla hatta bazen aynı anda var olabiliyor. buna kesinlikle inandım son dönemde. mutlu olmak hayatından memnun olmak ile alakalı ve hayatının memnun olduğun yanları gözünün önündeyken kendini mutlu hissediyorsun. memnun olmadığın yanlarına dikkatini vermişken de o derece mutsuz. bir de diğer insanların görüşleri var tabi ki. "mutluluk içimizde" falan denir ya. külliyen yalann!! mutluluk aslında dışımızda. diğer insanlar sana "hayatın ne kadar iyi, ne kadar güzel" dediğinde ister istemez bu seni kendi hayatın hakkındaki görüşlerin üzerinde reality check'ler yapmaya zorluyor ve biraz düşününce "aslında hayatım o kadar da kötü değil lan" şeklinde mutluluk bonusu almış gibi alıyorsun. biraz soyut mu yazdım gene günje ? klişe bitireyim de toparlayalım bari. hayat ne tuhaf gemiler falan! | ||
|
|
||