|
30 Kasım 2009, Pazartesi
saat: 23:26
''Homofobik değilim'' dedim. ''Sadece homoseksüellerden nefret ediyorum.'' Önce bunun da bir çeşit homofobi olduğunu söyledi. Üsteleyince homofobi'den faşizm'e uzanan bir yelpazede ilerlemeye başladım. Hayır, faşizm falan da değildi bu. Eğer bireysel özgürlük, hoşgörü gibi notalarla giriyorsanız şarkınıza; hiç hoşunuza gitmeyen şeyleri de olgunlukla karşılamayı bilmelisiniz. İskender kebaba bayılırken kerevizden nefret etme hakkına ne kadar sahipsem, dilediğim insan grubundan nefret etme hakkına da o kadar sahibim. İnsanlar dilediği siyasi görüşe mensup olabilir. Ben de bazılarını sevip bazılarından nefret ederim. İnsanlar dilediği cinsel kimliği seçebilir, dilediği gibi yaşayabilir. Ben de ''dünyada üç milyar kadın varken birbirine atlayan salaklar'' adını taktığım bir gruptan dilediğimce nefret edebilirim. Hatta ve hatta, insanları kendi tercihleri ile seçmedikleri ırklarına göre kategorize edebilir ve bazı ırklardan da nefret edebilirim. İnce çizgi şu: Elime bir balta alıp birbiriyle öpüşen iki erkeğin üzerine fırlatmadığım, nefret ettiğim bir ırkın mensuplarını kazan dairesinde Sibirya Kömürü niyetine yakmadığım ve yüzlerce yıl öncesini yeniden diriltme özlemiyle yanıp tutuşan kalabalıkların arasına dalıp elimdeki makasla kulaklarını kesmediğim sürece ''nefret etmek'' benim en doğal hakkımdır. Ama ne diyorlar? ''Hayır, bizi seveceksin!'' ...e sen beni sevmiyorsun? ''Ben o hakka sahibim. Haklı nedenlerim var. Yıllarca siz bizi ezdiniz.'' ''Eeeh siktir be'' deyince de edepsiz, ahlaksız, yobaz, kafatasçı, homofobik, vandal falan oluyorsun. Peki bir çözüm önerisi, bir şey..? Hani otursak karşılıklı, medeni insanlar gibi sorunların köklerine insek? Nefretin doğduğu yeri bulsak? Çözmeye uğraşsak? Konuşsak? ''Neden?'' diye sorsak birbirimize? Mesela sorsa bana ''neden nefret ediyorsun homoseksüellerden?''. Ben de ''aslına bakarsan daha çok gay'lerden nefret ediyorum. Çünkü davranışarıyla, konuşmalarıyla, yürüyüşleriyle, ifadeleriyle kadınları taklit ettiklerini; ancak AŞAĞILAYARAK taklit ettiklerini düşünüyorum. Dünyada yüzbinlerce başarılı, zeki, yaratıcı, zarif, asil kadın var iken Laleli pavyonlarındaki kadınları rolmodel bellemek; bu davranışa ''kadınsı'' etiketini yapıştırmak...'' diye başlasam anlatmaya..? Anlattığım sürenin yaklaşık sekiz katı süre boyunca insanların dilediği davranışı seçebileceğini, hoşgörmem gerektiği dinleyeceğim. Ne oldu? Başa döndük. Çözüm... Çözüm falan yok. Her kavgayı mutlu sonla bitirmek için yapmacık jestlerde bulunduğun lise flörtlerinden kalma bir alışkanlıktır bu. ''Çözüm çözüm çözüm...'' Çözüm yoktur. Bazı şeylerde, gerçekten hiçbir çözüm yoktur. Lise aşkınız nasıl ki her kavganın sonunda bir çözüm üretmek adı altında her kavganın sonunda kendi istediklerini yaptırdıysa; birileri çıkıp ''çözüm çözüm'' diye başınızın etini yediğinde de son değişmeyecektir: Ya direnirsiniz, ya yenilirsiniz. | ||
|
|
||