|
01 Aralık 2009, Salı
saat: 17:24
Lisbon'un ne kadar mukemmel bir sehir oldugunu, hayatimin en mukemmel ve karmasik haftasini gecirdigimi yazmaya, ve icimi dokmeye gelmistim ki kendimi sucuk hakkinda dusunur iken buldum. Bir de karsima gecmis anlatiyor, yok ev yapimi bunlar, kokusu bile mukemmel vs vs. defalarca bana sucuk getirmesini rica ettigim, turkiyeden geliyor oley oley diye sevindigim -daha once kismen bazi adiliklerine sinirledigim- ev arkadasim dun dondu sonunda, 25 kilo valizle geldigini, hepsinin kavurma, sucuk ve binumum guzellikler ile dolu oldugunu ballandira ballandira anlattiktan sonra, valizden benim icin getirdigi seyi gorunce ne desem bilemedim. bir cay bardagi, evet sadece bir cay bardagi. 25 kiloluk yemeklerini zulaladiktan sonra odasina cekilip uyudu, beni sucuga dair dusuncelerim ile birakarak, ben de yutkunup uyudum. hadi dedim sabahina bir sans vereyim, belki cikarir benim de siparis verdigim su bir kangal sucugu. cikarmis sagolsun da kendine sucuklu yumurta yapmak icin, ister misin bile diye sormadan. aksam da kavurma yapar, sonraki aksam sarmalarini yer, daha sonra yine yer, 25 kilo bu kolay mi sindirmesi. ama bana da bir gun isi duser, bir kisinin bile ingilizce konusmadigi su sehirde, italyancayi bir turlu sokemeyen o beyincigi yuzunden yakinda calar kapimi, ben de o zaman ona Turkce degil Italyanca cevap veririm ulen;) insan neleri ozluyor, nelere sinirleniyor uzaktayken, tey yarabbim. Bu arada Lisbon hala mukemmel bir sehir... | ||
|
|
||