02 Aralık 2009, Çarşamba
saat: 01:49


bizim bölümde doktoradan bir hatun var. geçtiğimiz üç yılda taş çatlasa dört kere muhabbet etmişizdir. tarif edemiyorum kendisi, kimsenin de edebileceğini sanmam pek. biraz kırık bir hatun, ama osu da bir enterasan. çok heyecanlı, konuşurken nefesi kesilecek kadar, çok iyi niyetli, çok güzel dilekler dileyicisi, enterasan bir coşkulu, falan fıstık. bugün şu performans şeysi için enstitünün yeni yerleştiği katında kapı kapı dolanıp, anı olarak saklayacağım diyerek herkesi güldürürken, bir kapının arkasında da onunla karşılaştık. yine çok heyecanlandı, sırf istanbul'a gitmezden bir gün önce ve istanbul'dan dönüşümde karşılaştığımız için hem de. ayaküstü biraz sohbet ettik, iş yok, doktora diyince midem bulanıyor diye bir sürü sıkıntı kusmaya çalıştım üstüne, ama yemedi. benden çok güzel bir enerji aldığını, herşeyin en kısa zamanda teker teker yoluna gireceğini söyledi. bir yandan da elimi tutup, aralarda da 'çok değerlisin' diyordu. bense, ben de diğer elimi onun elinin üstüne koysam mı, şimdi ne cevap versem diye kasılıp iyice karikatüre dönüşüyordum. hatun hissetti mi harbiden nedir. akşam, hocalara en geç yarına haber vermem gereken mevzularla ilgili bilgisayar başında kasarken, zeynep'in de katkılarıyla, üç iş ilanı geçti elime, hemencecik mail attım. ikisi de hemencecik cevap yazdı. biri uzun uzun sorular sordu, beni yarın arayacağını söyledi. o ikincisinden de umutluyum ben, çünkü şu festivalin kitap zımbırtısını yazarken kendileriyle pek haşır neşir olmuştum. ikisi de part-time. ilki değilmiş gibi duruyor, ama iş tanımına göre öyle bence. bir de şu sabahki dellenmeli on beş çevirmen mailinden biri geri dönse, bu iş olmuş demektir. gerçi ben cv'deki adres kısmını değiştirmeyi unutmuşum, ama o yüzden geri dönmekten vazgeçen olmaz diye umut ediyorum. onu da az önce, o uzun uzun mailleştiğim kadın, aa ama siz ankara'daymışsınız, tüh, dediğinde fark ettim. öte yandan, doktorayla ilgili kasarken de bir burs buldum. aslında kendi kendime keşfettim sayılmaz, bugün tez hocam da az buçuk çıtlatmıştı. şimdi bu yer harbiden tutarsa, o zaman bir daha şarabı içip içip hocalara mail atmam gerekmeyecek demektir.

bu aralar pek çok kişi bir iyi. tez hocamın odasına gittim tırsa tırsa. kadın bir iyi karşıladı, bir güzel karşıladı. iki saate yakın muhabbet ettik, işini gücünü bıraktı üstelik, bir makale yazmakla uğraşmaktaymış ben geldiğimde. zamanında, referans için bana 2 ay süre vermen lazım idil diye cazgırlık yapan kendisi değilmiş gibi, yanımda referansları yazdı, bana okuttu, şurayı değiştirsek mi dedi, hemen de basıverdi. sonracıma, benden isim bekleme, kendin araştır, doktoranı bul diyen kadın bugün elime bir tomar kağıt verdi, bunlar bana gelen doktora duyuruları diyerek. anneannemi sordu. şu bursu anlattı. mimar sinan'da dinlemeye gittiğim derste de bir kadın var, kendisi de aslen hoca. her hafta başka bir şehirden bu dersi dinlemek için gelip gidiyor. o da bir mail atmış bugün, güzel güzel, hiç beklemiyordum, şaşırdım. kampüs de bir garip geldi zaten, şakalaşan kaygısız insanlar gibi. küçük italya. binalar o kadar soluk renkli olmasa herşey kusursuz olacak. ama sonbahar harbiden buralarda güzel.

bu okul ziyareti tam zamanında oldu. çok kopmuştum akademik mevzulardan. tam zamanında, fazla geç kalmadan yeniden yakalamış oldum. hocalara bilgi çıkartacağım derken kendime de bir takvim hazırlamış oldum. hazırlanmak için 10 ocak'a kadar vaktim var ki bir milyon kere yeter de artar bile. şimdi tek umudum şu beni yarın arayacak kadının, cevabı ola ki olumlu olacak olursa, atla gel görüşelim dememesi. o kadar çok 'yahu ben onu da yanlış yazmışım' muhabbeti yaptım ki, ankara'dayım, istanbul'a cuma, cumartesi geleceğim dersem ilallah dedirtirim diye tırsıyorum.

şu şımarık mevzusuna da ifrit oluyorum. yaşlı nineler, dedeler ya da bazen anne babalar takar ya birşeye. sen inatla birşey anlatmaya çalışırsın karşındakini muhattap alarak, bu sefer seni dinlemesi umuduyla. sessiz sessiz dinler, ahanda oluyor galiba dersin, en nihayetinde sustuğunda, "meyve yemiyorsun hiç, c vitamini almıyorsun tabi, ondan oluyor bütün bunlar" der mesela, daha önce başka konular için de beş milyon kere demiş olduğu gibi. bu şımarık mevzusu da aynen o işte. bir daha da birşey anlatan ne olsun.

istanbul
hosting