|
04 Aralık 2009, Cuma
saat: 02:57
ikinci bir buluğ çağı dedim bugün can'a. sanırım böyle. bu hoş değilmiş gibi gelebilir, ama hoş. ciddi olmaktan sıkılmıştım, sefam olsun! sefam olsun diye bağırdım bugün kahvaltıda. kahvaltı nerede? büyük sandığımız yerin küçük yerinde. elif ablasından paparayı yemiş 28 beden garson kızın dökmeden getiremediği iki çay, 3 kahve. zeytin ve yeni keşfedilen tereyağı, tuz, karabiber keyfi. Önemli olan o değil, önemli olan beyoğlu sınırları dışına çıkmayı henüz becerememiş biz'in ne işi var bu otelin tabağında sinekler ölen restoranında? restoranında sinek, 314 nolu odasında da korkular. "tüm genlerim buraya gidecek ha?" sesi hala kulaklarımda. eve gelmişim. dışarıda hava soğuk. ev sıcacık. annem patates yemeği yapmış. elimde can. boynumda armağanı. onun boynunda morluklar. i-podun bir kulaklığı onda, biri bende. hem de loudspeaker varken. sonra ben açık maviyim, kimileri aşkın rengi! "bak canım, o kötü vücutlu, ciğeri beş para etmez antika kız benim için hiçbir şey ifade etmiyor" "e o zaman anlat bakalım ne boklar yemiştiniz" "şimdi değil........." ve evet arkasında 8 kıro nokta ve elif rüyanda kimleri kimleri görmüşsün ve elif bütün gün aklında o ve önünde kompüter ve ne denliler, iç çekişlerden sonra kıyaslamalar. Ay yok kaçınacaksın. Neymiş içine dert olmuş, seninki de laf u güzaf! annem ablam başka bir terapiye. | ||
|
|
||