07 Aralık 2009, Pazartesi
saat: 00:52


Baktım da şimdi 1 ay 2 gün olmuş ben öleli…
Ne acayip şey.
Zaman denen nane istemesen hemen geçer ama.
Bana yıllar gibi geliyo.
Ne değişti peki hayatımda öldüğümden beri.
Artık insanlar bana nefes almam gerektiğini hatırlatmak zorunda kalmıyolar. Onu akıl edebiliyorum mesela.
Artı puan bana.
Nefes almak?
Neden ki?
Yaşıyomuş gibi yapmak için nefes alıyomuş gibi yapıyorum sadece.
Roller çok arttı bu ara.
Sana konuşucam bu defa.
Hep yapıyorum gerçi.
Sokaktaki bütün insanlar sensin biliyo musun?
Oyunlardaki bütün önemli karakterler sensin.
Okulda senin aynın bi çocuk bile var.
Onu görmediğim zaman ‘iyi’ diye tabir ettiği insanların bişey oluyorum.
Ama çocuk da inek midir bilmem her gün okulda.
Güldün şimdi.
Arkadan biri sana bişey dedi ve ‘efendim’ dedin cevabı merak etmeksizin.
Çünkü merak ediyosun bana neler yapmış olduğunu.
Biliyorum seni.
Sen ne kadar yanlış bildiğimi iddaa etsende biliyorum işte.
Neyse..
Okuldaki çocuk.
Senin reprodüksiyonun.
Aynı.
Küçük sadece senden biraz.
Bi de sen değil işte.
Gerizekalıca ‘Gerçeği olmuyosa çakmasını alalım sana.’ Diyen arkadaşlarım var.
Olmaz Arda olmuyo işte.
Geçmiyo biliyo musun?
Zaman da, günler de, acı da.
Hep benlesin.
Bilmiyosun.
Sen istedin bilmemeyi.
Zaman geçmiyo.
Naapıcağımı şaşırdım zaman geçiricem, bişe şekilde gün doldurucam diye.
Zorsun.
Hep öyleydin.
Her aşaman öyleydi benim ‘senden gerçekten hiç haz etmiyorum’ la başlayıp ‘ilksin,teksin ve son olucaksın’ la biten hikayemde.
Biri var biliyo musun?
Çok ilginç.
Aynı benim gibi o da.
Ama onun durumu bence daha kötü.
Hergün görmek zorunda kızı.
Sırf acısı için yanındayım biliyo musun?
İnsanlar benim yine güldüğümü, onun beni güldürebildiğini, benim onu güldürebildiğimi ve bizim birbirimizin ilacı olduğunu söylüyolar.
Hah! Sanmış salaklar!
Herkes salak biliyo musun?
Çok acı bişey söyliycem. Benim için çok acı. O sen değilsin.
Etrafımdaki herkes, aynada kendim bile sensin. Ama o değil biliyo musun?
O çok gerçek çünkü.
Onun da canı acıyo ve ben artık yalnız değilim.
Beni bilen biri var.
Ben de biliyorum üstelik.
‘niye anlatıyosun’ dedin şu an.
Duydum.
Anlatıyorum çünkü senin yarattığın ya da beni içine atıp kaçtığın boşlukla mücadele edebilmek için neler yaptığımı gör istiyorum.
Hayır suçlamıyorum seni. Yapamıycağmı biliyosun. Yapabilsemde yapmıcağımı da biliyosun adın gibi.
Ama gör.
İlerde bigün sana da olursa, sen de yalnız olmıycaksın. Ben senin için, acın için orda olucam.
Bunu bil.
Peki nası hala gözyaşı?
Nası kurumaz?
Bi taraftan ironikçe onun beni hatırladığı şarkıyı dinleyerek yazdığımı fark edip gülmem.
Saçmayım.
Biliyorum.
Böyleyim ama.
Neyse ne diyoduk?
Hah o.
Evet işte.
Var biri.
Ama yok da.
Masal çünkü.
Üstelik benim masalım bile değil.
Ben onun için yazıyorum bunu.
Benim masalım bitti.
Onunki de bitmiş.
Ama ben bitane daha yazıyorum.
Yaratıyorum.
Çünkü onun gülümsemesi ne demek biliyo musun arda?
Bilmezsin…
Onun gülümsemesi benim de ilerde yeniden biri tarafından gülümsetilebileceğim demek..
Oha! Dedin şu an.
O nu da bildim.
Ama öyle.
Bahane değil maalesef.
Bazen benim ona aşık olduğumu bile düşünüyo biliyo musun?
Ve ben onu yalanlamıyorum.
İnsanların inanmak istedikleri şeyi seçemezsin.
Mümkünsüzlerden.
Bi de dedim ya onun masalı bu.
Bitane çikolatadan evi var.
Ordayım bu ara.
Kızdın mı?
Kızma…
Ben de kızdım önce.
Ama geçiyo sonra.
O’nu kandırırken kendimi de kandırabiliyorum.
O ev çikolatadan. Sen yoksun orda.
Bi tek orda yoksun.
Acımıyorum orda.
Birini öperken gözünü açık tutabilmek güzelmiş.
Nasıl mı?
Şöyle…
Aradakileri düşününce gözümü kapatırdım onları öperken ki, sen sanabiliyim.
Güldün.
Gülme.
Hiçbi zaman sanamadım.
Ondan uzaklaştım.
Dün ilk defa biri için hızlandı kalbim. Ya da hızlanır gibi yaptı.
Sevişirken…
Şu an kızdın.
Biliyorum.
Yapma.
O benim senin için büyüttüğüm, ve artık büyümekten kan kusan kalbimin kusmuklarını temizliyo işte.
Anlamadın.
Şaşırmadım.
Beklemedim zaten.
Senin benim sana yapmama mani olduğun her şeyi ona yapıyorum ben.
Yeri geliyo kölesi oluyorum, yeri geliyo dondurma aldığı küçük kız, yeri geliyo sol omzundaki şeytan.
Oynuyoruz.
Sürekli.
Kızma nolur.
Anla.
İstersen, denersen yapabilirsin biliyorum.
Ben asla yalan söylemem.
O fotoğraftaki kız ebediyen gitti.
Başka biri bu.
Yarattığın multipolar kızın parçalarından biri.
Herşey sensin ama.
Bazen senden konuşuyo biliyo musun?
Ortak yönleriniz de var.
Sen ne kadar bensen o da o kadar ben.
Hatta seni sollayabilir o konuda.
Confession bu.
Kendim için mi?
Senin için mi?
Onun için mi?
Bilmiyorum…
Ama confession gerekliydi.
Yapıyorum.
Çok eksiğim arda ben.
Yarım bile değilim sensiz.
Ne zaman ‘senli’ydim ki dimi?
Öyle deme.
Orda olduğunu bilmek yetiyodu.
Acıyo.
Geçmiycek mi hiç?
Hayır dimi?
Sen bilmiyosun tabi pardon.
Bilme hiç olur mu?
Bunu kendim için istiyorum ben.
Katlanamam senin bunu yaşamana.
Çok ağır biliyo musun?
Böyle sanki göğsümde bi fil oturuyomuş da ondan nefessizmişim gibi.
Abartmıyorum!
Deme öyle!
Nefessizim.
Kalbim düzgün atmıyo.
Sektede sürekli.
Sen dersin ya hep ’83 yaşında adamım’ diye.
Şimdi ben yaşlandım işte.
Seninki gibi değil.
Gerçekten.
Kalbim hasta.
Çok ciddiyim.
Ama bunun için doktora gitmiyorum özellikle.
Ve şşhhh!
Bunu bitek sen biliyosun.
Sakın söyleme, çok dadım var bu ara.
Çok sigara içiyorum bi de.
Deli gibi.
Ölümüne yaşamak…
Komaya giriyodum az daha.
Kendi kusmuğumda boğuluyodum.
Literally ama.
Güldün.
Biliyosun çünkü ben hep kendi kusmuğumda boğulurum huyum.
Çok acıyo.
Bazen düşünüyorum niye diye.
Yaşamak yani.
Cevap yok.
Bu soru senin gibi.
Hep daha çok sorup, hiç cevap vermiyo.
Ben de zorlamıyorum, aynı sen gibi.
Sorular bile sensin.
Ne kadar acınasıyım.
Evet şaşırma artık kendimi aşalıyorum.
Acayip.
Biliyorum.
Şu anki bakışını sevmiyorum ama.
Yani seviyorum her şeyini ama sonrasında gidiceğin geliyo aklıma.
Bakma öyle.
Bu yazı niye uzuyo biliyo musun?
Anlamazca baktın şimdi.
Çünkü bittiğinde sana konuşuyo olmuycam artık ve ben bu bile bitsin istemiyorum.
Şu an uykusuzluktan ölüyorum.
Ama yazmak istiyorum hep.
Durmadan.
Gitme.
Gel.
Gerçekten sana söyliyim bunları.
Dinliyomuş gibi yap.
Haha.
Hangi gerçekten acaba…
Ben de çok var ondan.
Dolayısıyla hiç yok.
Burada mısın?
Değilsin.
Hiç olmadın.
Olmıycaksın!
Lanet olsun!
Acıma!
Nefes almak istiyorum ben.
Fotoğraftaki kızın zamanına dönmek, orda kalmak istiyorum.
Tam karenin çekildiği anda.
Hep.
Öyle sarıl bana istiyorum.
Ağlamıyım.
Deli olmayım istiyorum bi de.
Güldün yine.
Mümkünsüz. Biliyorum.
Sen de çok iyi biliyosun.
Acıyo!
Merlin de bile sen varsın!
Napıcam ben?
Nası dolucak bu günler?
Sence plan işe yarar mı?
Susma!
Nolur!
Yoksun ki.
Yine sadece ben, ben, ben, ben.
Acımasın!
Yetmez mi?
Daha ötesi yok ki!
Nerden biliyorum ki?
Kaldıramıyorum.
İstemiyorum bu kadar güçsüz olmak.
Kabullenemem.
Yapamıyorum.
Yoksunmuş olmasın.
Nolur!
Kabustu.
Uyandı.
Döndü yanına.
Yanında yorganı bacaklarının arasına almış uyuduğunu gördü.
‘oh’ dedi.
Diye devam etsin hikaye.
Bitmesin.
Acımasın!
Artık!
Anlamsız her şey.
Zaten öyle.
Şimdi ben anlamsızlığın içinde anlamsızlık yaratıyorum.
Uyanmak için sebebim olsun istedim.
Amacım olsun.
Yazarım ben dedim.
Ama o da sen demek bana.
Yazamıyorum.
O olsun dedim.
Uyanıyorum.
Yanında.
O zaman da bakıyorum.
O na bakıyorum ben.
Sen değil.
Ben.
Daha kötü.
Çok acıyo!
Uyurken attığım çığlıklar babamı çok yordu biliyo musun?
Hep boynum ağrıyarak uyanıyorum bide. Yastık hep ıslak çünkü.
Bitirmek istemiyorum.
Konuşmayı özledim seninle.
Baksana sayfalardır yazıyorum.
Bitmesin.
Gitme.
Nolur.
Ebediyen yazabilirim böyle.
Kal ama.
Yoksun ki zaten.
Zaman dimi.
Seni dolayısıyle beni bitiren şey.
Şimdi ilaç olucakmış bana.
Öyle diyo salak insanlar.
Görücekmişim ben seni.
Artık kaçmasammış.
Yok ya!
Sonra nolucam?
Daha ne kadar dibe giderim ki?
Daha dip mi var?
Oha!
Ama bakarım en azından.
Koklarım belki uzaktan.
Napıcaksın acaba?
Titriycekmisin yine?
Ben napıcam?
Nası akmıycak?
Nası –mış gibi yapıcam?
Nası kalp krizi geçirmiycem?
Ciddiye almıyolar artık beni.
Ve ben hala yazmayı bırakamıyorum.
Son sigara.
Gitme kal ama.
Uyu benimle.
Bak bana öyle.
Hiçbi sebebe bağlı olmayan herangi bişeylerden, senin hamsi pilavındaki kuşkonmaz oluşundan konuşalım.
Tankut’la Dila’yı anlat bana.
Onlar bizmişiz olsaydı.
Ne aşıklardı!
Tankut hep senin altar egondu benim gözümde biliyo musun?
Dila zaten bendim.
Gitme.
Nolur.
Acımasın yine.
Çok acıyo zaten.
Akmasın bunlarda yazamıyorum silmekten.
Gittin.
Yine.
Bittin işte.
Ah!
Çok acıyo.
Bak yine.
Ah!
Bitme!


istanbul