07 Aralık 2009, Pazartesi
saat: 06:50


bugün (aslında pazar'dan bahsediyorum-kenimi hâlâ pazarda sanıyorum) çok şey yapmayı plânlamıştım ama her zamanki gibi evdeki hesap çarşıya uymadı. ancak yarısını yapabildim üstelik koca kitabı yanımda taşıdığım halde unuttum.
neyse en azından işle ilgili kısımda ilerleme var. saat sekize kadar filan da bitiririm sanırsam ki ondan sonra havvamla güzel bi kahvaltıyı hak edeyim.

evde kitaplığa daldım. okunacak-çalışılacakların tozları alındı, öne doğru çıkarıldı vs. ama bir taraf duruyor, şairlerin ve sözlüklerin ve tonlarca a4ün sığıştığı tarafı bıraktım. o kâğıt parçalarını temizlemek ömründen çalar adamın. neyse ben kadınım nasılsa, deyip iğrenç bir espriyle bu faslı kapatayım.

sonra da ofise kadar yürüdüm. tam iki saat sürdü. daha önce de yürüdüm birkaç kere ama eminönün'den sonrasında, hele tophaneyi geçtikten sonra yol uzadı da uzadı. kafamı yere eğip düşünerek yürümememe bağlıyorum bunu ben. yani eğik vaziyette yürüdüğümde yol daha çabuk bitiyor. aylak aylak gözüm kuşlarda-vapurlarda olunca da uzuyor işte. sonuçta balık ekmeğimi de yedim (epeydir aklımdaydı. hazır karaköyden geçerken iyi oldu).
yolun uzamasında eski rotamdan sapmam da neden olabilir, fatih-balat-unkapanı köprüsü-karaköy ve kabataş güzergâhı yerine fatih-unkapanı-eminönü-karaköy-kabataş yaptım...
aradaki en az yarım saatlik fark bundan işte.
çok karışık yazıyorum, sıralaması, başı sonu belli değil. hadi bu güncede kabul edilebilir ama... neyse işte düzeltmeli.

yoldur-taştır-balıktır derken lâf kalabalığına getirip kaçayım ben.
hade baş baş

istanbul
hosting