|
07 Aralık 2009, Pazartesi
saat: 22:16
ruhumu calkalayan kaotik durumlar iyice bozmaya basladı aklımı, bir fırıldak edasıyla oldugu yerde dönmekten baska bir sey yapamıyor. bir ısık gördüm sankiden yine aynı sona varıyoruz. bugün yine aynı mevzu, iti o kadar andımki comagı hazırlayamadan aradı 3 gün sonraya plan program yaptırdı iş mevzusuna, üzerine akbaba misali tepeme dikilen iki insan. ikisi de kapıyı acaip sekillerde caldı ilk defa, tam bir tımarhane atmosferi içinde binbir paranoyayla kapıya gittim her seferinde abi bu nasıl kapı calıs diyerek. belli belirsiz bir tıklama, ulan zil var tokmak var orda vursana gümbür gümbür duymuyorum zaten müziğe gömülüp maestro costur, kahret bu bünyeyi vur yerden yere demişim. sonucta bolca verip veriştirmeler, biraz durum muhasebesinden sonra biraz kahve biraz sigara hayata biraz mola iyidir , hostur. gel gelelim yine kendi dünyama cekilmiş vaziyette, yanımda eve dönerken arkadasım olmasına, onu dinliyormus gibi görünmeme ragmen kafam baska yerlerdeydi. bu ara gerçekten o kadar çok düşünüp, kafamı öyle patlatıyorumki kan çıkması degil beynimin tam anlamıyla zerreciklere dagılması söz konusu. kanlı canlı bir kellenin yok oluşu mevzu bahis. bir bosalıp bir doluyorum, balansı ayarlayamadım hala. bu gitgellerle nasıl yasanır, nasıl katlanılır bilmiyorum. oyun oynamak istiyorum, harddisk almam lazım acilen. kısa vadede ilk çözüm bu buldugum, sular durulana kadar. kafamı dagıtmamın baska yolu yok. fantastik dünyalara akıtmam lazım kendimi. insan ilişkilerinden bir süre uzaklasmak. düşündüm de simdi, bir buzul gibi donmusken içim nasıl oluyor da bir çizgi filme aglayabilecek kadar sıcak olabiliyorum? diye. neyse siktir et. | ||
|
|
||