08 Aralık 2009, Salı
saat: 02:05


Bir günüm daha olsa böyle sessiz,
düşünceli yani dingin
yine aynı yollarda yürürdüm aldırmadan
beklediğim hiç kimse yoktu zaten
yalnızlığımla konuşuyordum dalgın
umut mu? o hep var,yine vardı
Belkide nitche haklıdır umut bizi köreltiyor
ama gerçekçilikte tanık etmiyor güzelliklere
hayal ve ötesi karşılıyor günümü.

Toplantı sakindi.Ödemeler tutarsız.Ardından geçtiğim sokaklar,hafta sonunun yorgunluğunu üstünden atmaya çalışıyordu hala.Beyoğlu duraksız ama durgun,ara sokaklar yılgın,cadde karmaşa ve ben ordaydım bedenimle kendim uzaklarda olsada.Çatal ve portakallı kurabiyemle uzatmalı kahvaltımı yapıp tünele doğru yöneldim.Her zaman daha sakindir orası.Yürüdüm.Ara sokaklara daldım.Yürüdüm.Hüzünlere daldım,uzaklaşmak için çabaladım,başardım,yine düştüm,yine kalktım.Her zaman yaptığım gibi..

Randevu saatine yaklaşırken içimde oluşmayan kıpırtı şaşırttı beni.Heyecan sarmalıydı beni.Daha öncekiler gibi,ilk şiir söyleşimde ya da radyo programına katıldığım gibi..olmadı,olmuyordu..Neden? Yoruldum belkide,belkide nedensiz görüldüğündendir asabi kayıtsızlığım.Koca denize taş atarak geçirdiğim dokuz ayda ne bulmuştum ki...
Beni sürekli ajitasyon yapmakla suçlayadursunlar gerçekten kaçılmıyorki..
ne kadar güzel olsada bir dize çorba kaynatmıyor evde ve sansasyonel bir şey yapmadığın müddetçe kayıtsız kalıyor popüler kültür tarayıcıları size..

yinede gittim,öğleden sonra kahve saatidir dendi.Varsa bira alayım dedim,kahve uyandırır beni:)uyuklamak düşlerimi kamçılar dedim.Gülümsediler.Ya da güldüler!..Konuştum.Şiir üzerine,edebiyat üzerine.Dinledim de elbet yeri geldi uyukladımda.En şaşırtıcı! soru bir genç kızdan geldi:
-şiir yazmaya nasıl başladınız?:)
bir an bozmak istedim onu,bu eşsiz sorusu için ama o kadar masum bakıyorduki...yutkundum.Asıl soru soramama kabiliyetimizin genel bir sorun olduğunu ve o küçük kızın bunun bir basit parçası olduğuna karar verdim.Ukala bir yanıt yerine,bir gün hira dağına gittim ve orda bana yaz dendi dedim.Gülüşüldü,ne anladılarsa artık....Gerisi teferruat...

ayrıldıktan sonra istiklalde yazar cem dizdarla karşılaştım.Elinde kitapları görünce gülüştük.Kitapevinde bulamazsınız ben size hediye edeyim kitabımı dedim.Az ötede şiir kitabını yolda 5 tl karşılığında satan bir şair arkadaş olduğunu söyledi.Ben yapamam burda dedim:)...ücret almadım tabii

BAZI ESKİ DOSTLARIM! ARKADAŞLAR AKRABLAR NASIL BECERİYORLAR BİLMİYORUM AMA YOKMUŞUM GİBİ DAVRANIYORLAR..YOKMUŞUMMMMMM...BİR ARA ÖYLE ÇOK ÜZÜLÜYORDUMKİ..ARTIK SİNİRLESEMDE UMURSAMAZ OLDUM...herkes ektiğini biçer ve istediğini yaşayıp görür..İnsanın PARASI,KONUMU DEĞİŞİNCE ARK.ÇEVRESİ HATTA DÜNYA GÖRÜŞÜ BİLE DEĞİŞİYORMUŞ..yaşayarak tanık oldum...neyse sadece bilsinlierki VARIMMMMMMMM

Söyleşiden ayrılırken klasik şiir okuma tercihimi NAZIM'dan yana yaptım.Burada da paylaşayım hala bu güncenin sonuna kadar gelip okuyan varsa seslendirmesi o kişiye ait olacak ama,kusura bakmasın içinden ya da sesli okusun...

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını basdın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin


istanbul
hosting